Bir tekstil materyali olan Angora, Angora cinsi tavşanlardan üretilen kılı ifade eder. Angora kılı iplik halinde birbirine tutmaya izin verecek ölçüde uzun olduğu için tekstilde önemli bir yer tutar.
Tavşan kılı katilula kabuklarının çok narin kabarıklığı nedeni ile çok düşük bir sürtünme katsayısına sahiptir. Bu ise çok özel bir yumuşaklık ve kayganlık verir.
Angora tavşanında aranan renk her türlü uygulamaya uygun olan beyazdır.
Angora tavşanının örtüsü deri sekresyonunun çok az olmasından dolayı %98,5 oranında saftır. Koyun yapağısı ise %50 saftır.
Angora tavşanları birincil olarak kılları için beslenir. Fakat kesim yaşına gelen erkekler (bunların yün üretimi dişilerden azdır) ve damızlık olarak saklanmayan dişiler et için ayrılırlar.yani hem kıl hem de et ür etimi için uygundurlar.
Tavşanlarda kıllar her 90-100 günde bir toplanırlar. Bu sürenin uzamaması gerekir. Kıllar makasla, elektrikli aletle kırkılır. Yahut kıl düşürme metodu ile toplanır. Kıl düşürme metodu çok iyi bakım şartları ve bilgi ister. Süresi kırkılmaya göre uzundur fakat kıllar kaliteli olur.
Dişiler yılda 1 kg yün verirken erkekler 700-800 gr yün verirler
En iyi yün 9. ayda 3. toplamadan alınır. Gebelik ve laktasyon kıl üretimini 1/3 azaltır. Bu nedenle damızlık sayısı %5 oranında tutulur.
Angora tavşanlarında kılların ticari kalitesi uzunluk ve temizliğe bağlıdır.
1. Kalite kıl 6 cm den uzun ve temiz olanıdır.
2. Kalite kıllar ise 6 cm den kısa yine temiz olanıdır.
3. Boyun ve ayaklardan elde edilen temiz fakat keçeleşmiş kıllar 1. kalite kılların %15 i kadar değer ifade eder.
Unutulmaması gereken ve üzerinde durulması önemli olan husus; uzunluğu ne olursa olsun kirli kılların hiçbir değerinin olmadığıdır. Yetiştirici tavşanların mümkün olduğu kadar temiz tutulmasına dikkat etmelidir.
Yün Verimi ve Yün Verimini Etkileyen Çevre Faktörleri:
Bir tavşandan yılda oralama 800-900 g. kadar yün alınabilmektedir. Ankara tavşanlarında yün verimi üzerine ırkın, cinsiyetin, yaşın, canlı ağırlığın, mevsimin, gebelik durumunun, beslenmesinin ve kırkım ağırlığının önemli etkisi olmasına karşın yün verimi ve yün kalitesi kalıtsaldır. Yün verimi üzerine beslenme ve ısı gibi diğer faktörlerin dolaylı etkisi vardır. Bu yüzden yetiştiricilikte sürekli olarak en verimli tavşanlar seçilerek, ırkın verim özelliği yüksek tutulmalıdır. Fazla ve kaliteli yün almak, saf yetiştiricilik yapmak, iyi bakım ve besleme şartları uygulamak ve seleksiyon yapmakla mümkündür. Damızlık tavşanların ve yün üretiminde kullanılacak tavşanların seleksiyonu 25.haftalık yaştaki kırkım sonuçlarına göre yapılır.

Ankara tavşanlarında, dişilerde iki yün verimi erkeklerden %15-20 oranında daha fazladır ve en yüksek kalitede yün dişilerden elde edilir. Yetişkin dişi tavşan yaklaşık olarak 4 kg. canlı ağırlığa ulaştığında yün verimi en yüksek düzeydedir. Gebelik ve laktasyon dönemleri, yün verimini 1/3 oranında düşürür.Ankara tavşanları 10-25 °C arsındaki sıcaklıklarda bakılır. Yüksek sıcaklık yem tüketimini azaltır, yünün büyüme hızını ve sonuç olarak yün verimini düşürür. Özellikle 30 °C gibi yüksek sıcaklıklarda yünün miktarı ve kalitesi düşer. Buna karşın 5 °C gibi düşük sıcaklıklarda yünün miktarı artar. Ancak bu sıcaklıkta tavşanlarda yem tüketimi çok artmakta ve birim yün başına gider yükselmektedir.Ankara tavşanlarının ana ürünü, yaklaşık % 75 oranında keratin içeren yün örtüsü olduğu için, rasyonda alınan enerjinin her ünitesi başına daha çok proteine ihtiyac vardır. Bu hayvanların rasyonlarında %116-17 oranında ham protein, 2898 kcal/kg sindirilebilir enerji ihiyacı vardır.



Özellikle sülfür içeren amino asitler (%0.6), lisin, metiyonin, sistin yüksek oranda rasyonda bulunmalıdır. Bununla birlikte, gebelik sırasındaki beslenme, gelecekte yün üretecek hayvanlar için özel bir öneme sahiptir. Çünkü tüy follikülünün oluşumu gebelik süresiyle yakından ilişkilidir. Fotüsün derisindeki primer sentral folliküllerin oluşmu gebeliğin 18.-20. günlerinde, primer leteral folliküllerin gelişimi 22.-26. günlerde olur ve sekunder folliküller ise 27.-28. günlerde gelişir. Eğer bu dönemlerde fakir besin maddeleri nedeniyle az miktarda tüy follikülü gelişirse, daha sonra gereğinde fazla zengin besin maddeleri verilse de yün üretimi yetersiz miktarda olur. Bir başka deyişle, gebe dişinin yeterli düzeyde beslenmesi, yavruların yün veriminin yüksek olması açısından önemlidir.Ankara tavşanlarında her üç ayda bir, yani yılda 4 kez kırkım yapılmaktadır. Kıllar üç ayda en uygun düzeye ulaşır ve bu dönemde kırkım yapılmazsa, yün kendiliğinden dökülmeye başlar.


İlk kırkım yaşı yaklaşık üç aydır. Ancak bu süre kışın dahada geç olabilir. Yavrular 7 haftalık olunca taranmaya alıştırılırlar ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranırlar. Tarama yün kalitesini artırır. Tarağın kemikten olması tercih edilir. Tarama için yumuşak tel bir fırçada kullanılabilir. Yavrular 6 aylık olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulaşır. Bu zamana kadarda yavrular taranmaya alışmış olurlar.Yün makas, elektrikli veya el kırkım aletleriyle yapılan kırkımla veya yolma yöntemi ile elde edilir. Özel kırkım makaslarıyla deri üzerinde üç mm.’ye kadar yün bırakmak mümkündür. Ancak,makasla yapılan kırkımda elde edilen kırpıntı yün oranı (10mm’den kısa ) fazladır. Bu değersiz yün kırpıntıları kırkımdan sonra yapılan düzeltmelerden kaynaklanır. Ayrıca, kırkım sırasında deriye zarar vermemeye özen gösterilmelidir. Özellikle memeler yaralanmaya karşı son derece hassastır. Elektrikli kırkım aletleri ile, kışın ısı izolasyonunu sağlamak için deri üzerinde 5mm. uzunluğunda yün bırakılabilir. Bir tavşanın kırkılması için 10-20 dakikalık bir zaman yeterlidir.


Dolayısıyla elektrikli kırkım aletleri ile işgücü ve zamandan tasarruf sağlanır. Yolma işleminde ise sadece kalın uçlu, tam olgunlaşmamış kıllar alınır. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Ayrıca, yolma yönteminde ısı izolasyonu daha düşüktür. Bu işlem yaklaşık 30-40 dakkika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamanında yapıldığı için, bu teknik kullanıldığında iki yolum arasındaki süre kısaltılamaz.
Kırkım veya yolma sonucu elde edilen yün bir kaç gün havalandırılır ve kalitesine göre sınıflandırılır. Yünün parlaklığı, özgül ağırlığı, yumuşaklığı, kılın uzunluğu ve çapı, keçeleşme ve kemp kıl oranı, kirlilik oranı yünün kalitesini belirleyen unsurlardır.

ANKARA TAVŞANI YÜNÜ

Isı tutma kapasitesi, hafifliği, yumuşaklığı ve alerjik etki yapmayışı gibi özellikleri dolayısıyla tüm dünyada aranan ve üretilen bir yündür. Angora yünü gerek saf olarak, gerekse diğer liflerle, özellikle ince koyun yünüyle karıştırılarak giysilerin üretiminde kullanilir.

Dünya’da Ankara tavşanı yünü üretiminin 8-12 bin ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Angora yününün fiyatı tüyün uzunluğu, inceliği, yumuşaklığına göre değişmektedir. Lif uzunluğu en az 6 cm olan yün 1.sınıf, lif uzunluğu 3-6 cm olursa 2.sınıf , lif uzunluğu 3 cm’den azsa 3.sınıf yün olarak sınıflandırılır. Moda ve dünyadaki toplam üretim miktarı fiyatta dalgalanmalara yol açabilmektedir. Temiz olmayan yünlerin ekonomik değeri yoktur.

Türkiye’de Ankara tavşanı yünü gereksinimi dış alımla karşılanmaktadır. Ülkemizde tavşan yünü işleyen belli iplik fabrikaları olmasına karşın tavşan yününden yapılmış ipliği kullanan birçok tekstil firması mevcuttur.

Strayhgarn tekniğinde 6 cm den kısa yünler, Kamgarn tekniğinde ise 6 cm’den uzun yünler iplik haline getirilmektedir. Yün, iplik fabrikalarına en az 300 – 400 kg’lık sıkıştırılmış balyalar halinde satılmaktadır. Angora yünü, iplik yapımından önce yıkanmaz. İplik üretimi Çıkrık adı verilen ip eğirme aletleriyle de yapılabilir.

Ankara tavşanlarında yün verimi ve yün kalitesi kalıtsaldır. Yün verimi üzerine ırkın, cinsiyetin, yaşın, canlı ağırlığın, mevsimin ve beslenmesinin önemli etkisi vardır.

Ankara tavşanlarında, dişilerdeki yün verimi % 15 – 20 oranında daha fazladır ve kalitesi de daha iyidir. Kastre edilen erkek tavşanlarda yün verimi % 10 – 12 oranında artmaktadır.

Ortam ısısının yün verimi üzerinde direkt bir etkisi vardır.

Yüksek sıcaklık yem tüketimini azaltır, yünün büyüme hızını ve sonuç olarak yün verimini düşürür. Özellikle 30° C gibi yüksek sıcaklıklarda yünün miktarı ve kalitesi düşer. Buna karşın 5° C gibi düşük sıcaklıklarda yünün miktarı artar. Ancak bu sıcaklıkta tavşanlarda yem tüketimi çok artmakta ve birim yün başına gider yükselmektedir.

Angora yünündeki protein oranı %93 gibi yüksek bir değerdedir. Bu nedenle rasyondaki protein miktarı ve amino asit oranları yün veriminde çok önemlidir.

Gebelik sırasındaki beslenmenin yavruların gelecekteki yün verimleri üzerine etkisi vardır. Çünkü tüy follikülünün oluşumu gebelik sırasında olmaktadır.

İyi bakım ile 3 aylık yavruda kılların uzunluğu 5 – 6 cm olabilmektedir. İlk kırkımda elde edilen yünün kalitesi düşüktür. İkinci kırkımda elde edilen yünün kalitesi arzu edilen düzeydedir. En kaliteli kıllar 3’üncü kırkımda, hayvan 9 aylık iken elde edilir. Ankara tavşanlarında yün verimi, 18 – 36 aylık tavşanlarda en üst seviyeye ulaşır. Üç yaşından sonra yün verimi hızla düşmektedir.

Ankara tavşanlarında her üç ayda bir, yani yılda dört kez kırkım yapılmaktadır. Bazı yetiştiriciler ayda bir kırkım yapmaktadırlar. Tavşanın ağırlığının deri üzerine yaptığıbasınç ayaktabanındaki tüylerle tamponlanmaktadır. Taban yaraları oluşmaması için ayak tabanlarındaki tüyler bırakılır

Angora TavşanıHakkında Genel Bilgi

Angora tavsani, bilinen en eski tavsan irki olup, yününden iplik elde edilen tek tavsandir. Ankara tavsaninin yünü uzun, ince, yumusak, parlak ve dokunmaya elverislidir. Kökeni Ankara kenti ve yöresi olmasina karsin, Türkiye’de Ankara tavsani yetistiriciligi yok denecek kadar azdir. Buna karsin dünyada Ankara tavsani yetistiriciligi hizla artmaktadir.Ankara tavsanlari sadece yününden yararlanilan hayvanlar olmayip, bu hayvanlarin etinden, gübresinden, derisinden, kanindan ve bazi iç organlarindan da yararlanilmaktadir. Dolayisiyla Ankara tavsani yetistiriciligi, hemen hemen her ürünü degerlendirilebilen, küçük yerlerde çok sayida bakilabilen, hizla üreyen, beslemesi ucuz ve kolay olan, her yasta is gücünün çalisabilecegi, bakimi kolay bir yetistiricilik koludur. Ayrica Ankara tavsani, sessiz ve güzel görünümü nedeniyle çok sevimli bir hayvan oldugu için yurt disinda ev hayvani olarak da yaygin olarak yetistirilmektedir.
Tarihi
Anavatani Ankara yöresi ve kentidir. Dünyada Angora Tavsani olarak bilinmektedir. Çok sayida tavsan irklari içerisinde Ankara tavsani, bilinen en eski tavsan irki olup, yününden iplik elde edilen tek tavsandir. 1723 yilinda Anadolu'dan Fransa'ya götürülmüs, oradan da dünyaya yayilmistir.
Dünyadaki Durumu
Dünya tavsan yünü üretiminin yaklasik %90’ini gerçeklestiren Çin, 6-9 binton yün üretimi ile birinci sirada yer almaktadir.
Çin, üretiminin önemli bir kismini ihraç etmektedir. Güney Amerika ülkelerinden Sili 550 ton, Arjantin 300 ton yün üretimi ile Çin’den sonra gelmektedir. Bu iki ülke teknik ve ekonomik yönden Almanya ile yakin iliski içerisindedir. Ayni durum yillik üretimleri 180 ve 150 ton olan Macaristan ve Çek Slovakya cumhuriyetleri içinde geçerlidir. Fransanin yillik tavsan yünü üretimi 210 ton olmakla birlikte, ürettigi yün, uzun, kaba ve yolunarak elde edilmesiyle dikkat çekmektedir. Almanya, yillik yün üretimi sadece 20 ton o lmasina karsin teknolojik açidan önemli bir role sahiptir. Almanya’da ortalama 20 tavsanlik 100 kadar orta ölçekli isletme vardir. Bunlar, kendi uzmanlarina sahip bölgesel dernekler seklinde örgütlenmislerdir. Üreticiler düzenli olarak bölgesel test merkezlerine tavsan göndermektedirler. Almanya’da üretilen Ankara tavsani yünü uzun ve yumusak olup kirkilarak hasat edilmektedir.her yil pedigrili yetistirilmis binlerce damizlik erkek tavsan dis ülkelere satilmaktadir. Diger ülkelerin yün üretimleri çok daha fazla olmasina ragmen, Almanya, damizlik materyal ve teknik açidan üstün bir konuma sahiptir.
Tavsan yününü isleyen baslica ülkeler Italya (2000 ton), Almanya (500 ton), Fransa, Hindistan ve Silidir. Tavsan yünü çok canli bir dis ticarete sahiptir. Tavsan yününü üreten, isleyen ve tüketen ülkeler farklidir. Tavsan yünü uzun yillar kolaylikla muhafaza edilebildiginden, fiyatlarda uluslar arasi spekülasyonlara sikca rastlanmaktadir. Modaya göre, tüketim miktarina bagli olarak fiyatlarda dalgalanmalar olmaktadir. Yünün fiyati liflerin uzunluguna ve kalitesine göre degismekte olup 50-150$ arasindadir.
Özetler isek, dünyada Ankara tavsani yetistiriciligi yaygin bir sekilde yapilmaktadir. Özellikle Çin, Sili, Fransa, Almanya, Arjantin, Brezilya, Hindistan, Kore ve Macaristan tavsan yünü üreten baslica ülkelerdir. Dünyada Ankara tavsani yünü üretimi yaklasik 10.000 ton kadardir. Bu üretimin yaklasik % 90'ini Çin gerçeklestirmektedir. En yüksek Ankara tavsani popülasyonuna sahip Çin'de bu tavsan irki ile ilgili olarak çalisan bir enstitü bile mevcuttur (Angora Rabbit Institute). Çin üretiminin önemli bir kismini ihraç etmektedir.
Yün Verimi
Bir tavsandan yilda oralama 800-900 g. kadar yün alinabilmektedir. Ankara tavsanlarinda yün verimi üzerine irkin, cinsiyetin, yasin, canli agirligin, mevsimin, gebelik durumunun, beslenmesinin ve kirkim agirliginin önemli etkisi olmasina karsin yün verimi ve yün kalitesi kalitsaldir. Yün verimi üzerine beslenme ve isi gibi diger faktörlerin indirek etkisi vardir. Bu yüzden yetistiricilikte sürekli olarak en verimli tavsanlar seçilerek, irkin verim özelligi yüksek tutulmalidir. Fazla ve kaliteli yün almak, saf yetistiricilik yapmak, iyi bakim ve besleme sartlari uygulamak ve seleksiyon yapmakla mümkündür. Damizlik tavsanlarin ve yün üretiminde kullanilacak tavsanlarin seleksiyonu 25.haftalik yastaki kirkim sonuçlarina göre yapilir.
Ankara tavsanlarinda, disilerde iki yün verimi erkeklerden %15-20 oraninda daha fazladir ve en yüksek kalitede yün disilerden elde edilir. Yetikin disi tavsan yaklasik olarak 4 kg. canli agirliga ulastiginda yün verimi en yüksek düzeydedir. Gebelik ve laktasyon dönemleri, yün verimini 1/3 oraninda düsürür.
Yazin elde edilen yünler sonbahar ve kisin elde edilenlere göre üç kat daha düsüktür. Ilkbahardaki yün verimi ise bu ikisi arasindadir. Yün verimi haziranda en düsük, aralik ayinda en yüksektir. Ayrica, canliagirlikla yün verimi arasinda pozitif bir iliski vardir. Agirlik artikça yün verimi artar. Canli agirlik 4 kat daha büyük olanalarda yün verimi en yüksektir.
Ankara tavsanlari 10-25 °C arsindaki sicakliklarda bakilir. Yüksek sicaklik yem tüketimini azaltir, yünün büyüme hizini ve sonuç olarak yün verimini düsürür. Özellikle 30 °C gibi yüksek sicakliklarda yünün miktari ve kalitesi düser. Buna karsin 5 °C gibi düsük sicakliklarda yünün miktari artar. Ancak bu sicaklikta tavsanlarda yem tüketimi çok artmakta ve birim yün basina gider yükselmektedir.
Ankara tavsanlarinin ana ürünü, yaklasik % 75 oraninda keratin içeren yün örtüsü oldugu için, rasyonda alinan enerjinin her ünitesi basina daha çok proteine ihtiyac vardir. Bu hayvanlarin rasyonlarinda %116-17 oraninda ham protein, 2898 kcal/kg sindirilebilir enerji ihiyaci vardir. Özellikle sülfür içeren amino asitler (%0.6), lisin, metiyonin, sistin yüksek oranda rasyonda bulunmalidir. Bununla birlikte, gebelik sirasindaki beslenme, gelecekte yün üretecek hayvanlar için özel bir öneme sahiptir. Çünkü tüy follikülünün olusumu gebelik süresiyle yakindan iliskilidir. Fotüsün derisindeki primer sentral folliküllerin olusmu gebeligin 18.-20. günlerinde, primer leteral folliküllerin gelisimi 22.-26. günlerde olur ve sekunder folliküller ise 27.-28. günlerde gelisir. Eger bu dönemlerde fakir besin maddeleri nedeniyle az miktarda tüy follikülü gelisirse, daha sonra gereginde fazla zengin besin maddeleri verilse de yün üretimi yetersiz miktarda olur. Bir baska deyisle, gebe disinin yeterli düzeyde beslenmesi, yavrularin yün veriminin yüksek olmasi açisindan önemlidir.

Yün Elde Etme Teknikleri:
Ankara tavsanlarinda her üç ayda bir, yani yilda 4 kez kirkim yapilmaktadir. Killar üç ayda en uygun düzeye ulasir ve bu dönemde kirkim yapilmazsa, yün kendiliginden dökülmeye baslar.
Ilk kirkim yasi yaklasik üç aydir. Ancak bu süre kisin dahada geç olabilir. Yavrular 7 haftalik olunca taranmaya alistirilirlar ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranirlar. Tarama yün kalitesini artirir. Taragin kemikten olmasi tercih edilir. Tarama için yumusak tel bir firçada kullanilabilir. Yavrular 6 aylik olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulasir. Bu zamana kadarda yavrular taranmaya alismis olurlar.
Yün makas, elektrikli veya el kirkim aletleriyle yapilan kirkimla veya yolma yöntemi ile elde edilir. Ancak kirkim teknigi ile yün elde etmek, fazla aci vermemesi, dolayisiyla daha az stresli olmasi, soguga karsi daha iyi bir koruma saglamasi, daha az emek ve zaman harcanmasi, kisa kirkim araliklari ile daha fazla yün elde etme olanagi vermesi nedeni ile yolma tekniginden daha çok tercih edilir. Özel kirkim makaslariyla deri üzerinde üç mm.’ye kadar yün birakmak mümkündür. Ancak,makasla yapilan kirkimda elde edilen kirpinti yün orani (10mm’den kisa ) fazladir. Bu degersiz yün kirpintilari kirkimdan sonra yapilan düzeltmelerden kaynaklanir. Ayrica, kirkim sirasinda deriye zarar vermemeye özen gösterilmelidir. Özellikle memeler yaralanmaya karsi son derece hassastir. Elektrikli kirkim aletleri ile, kisin isi izolasyonunu saglamak için deri üzerinde 5mm. uzunlugunda yün birakilabilir. Bir tavsanin kirkilmasi için 10-20 dakikalik bir zaman yeterlidir. Dolayisiyla elektrikli kirkim aletleri ile isgücü ve zamandan tasarruf saglanir. Yolma isleminde ise sadece kalin uçlu, tam olgunlasmamis killar alinir. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Ayrica, yolma yönteminde isi izolasyonu daha düsüktür. Bu islem yaklasik 30-40 dakkika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamaninda yapildigi için, bu teknik kullanildiginda iki yolum arasindaki süre kisaltilamaz.
Kirkim veya yolma sonucu elde edilen yün bir kaç gün havalandirilir ve kalitesine göre siniflandirilir. Yünün parlakligi, özgül agirligi, yumusakligi, kilin uzunlugu ve çapi, keçelesme ve kemp kil orani, kirlilik orani yünün kalitesini belirleyen unsurlardir.
Bir tekstil materyali olan angora. Angora cinsi tavsanlardan üretilen kili ifade eder.Angora kili iplik halinde birbirine tutmaya izin verecek ölçüde uzun oldugu için tekstilde önemli bir yer tutar.
Tavsan kili : Katilula kabuklarinin çok narin kabarikligi nedeni ile çok düsük bir sürtünme katsayisina sahiptir.bu ise çok özel bir yumsaklik ve kayganlik verir. Angora tavsaninda aranan renk her türlü uygulamaya uygun olan beyazdir. Angora tavsaninin örtüsü deri sekresyonunun çok az olmasindan dolayi %98,5 oraninda saftir.koyun yapagisi ise %50 saftir.
Angora tavsanlari birincil olarak killari için beslenir. Fakat kesim yasina gelen erkekler (bunlarin yün üretimi disilerden azdir.) ve damizlik olarak saklanmayan disiler et için ayrilirlar. Yani hem kil hemde et üretimi için uygundurlar.

En Tavsanlarda killar her 90-100 günde bir toplanirlar. Bu sürenin uzamamasi gerekir. Killar makasla ,elektrikli aletle kirkilir.yahutta kil düsürme metodu ile toplanir. Kil düsürme metodu çok iyi bakim sartlari ve bilgi ister.Süresi kirkilmaya göre uzundur fakat killar kaliteli olur.
Disiler yilda 1 kg yün verirken erkekler 700-800 gr yün verirler iyi yün 9. ayda 3. toplamadan alinir. Gebelik ve laktasyon kil üretimini 1/3 azaltir. Bu nedenle damizlik sayisi %5 oraninda tutulur.Angora tavsanlarinda killarin ticari kalitesi uzunluk ve temizlige baglidir.

1. kalite kil 6 cm den uzun ve temiz olanidir.
2. kalite killar ise 6 cm den kisa yine temiz olanidir.
3. boyun ve ayaklardan elde edilen temiz fakat keçelesmis killar 1. kalite killarin %15 i kadar deger ifade eder.
Unutulmamasi gereken ve üzerinde durulmasi önemli olan husus uzunlugu ne olursa olsun kirli killarin hiçbir degerinin olmadigidir. Yetistirici tavsanlarin mümkün oldugu kadar temiz tutulmasina dikkat etmelidir.
Angora Yününün özellikleri

Yünün parlakligi, özgül agirligi, yumusakligi, elastikiyeti, kilin uzunlugu ve çapi, keçelesme, kemp kil ve kirlilik orani yünün kalitesini belirleyen unsurlardir. Tavsan yünü dört kalitede siniflandirilabilir. Birinci kalite yün kendi içinde iki alt sinifta degerlendirilir. 1A kalite yün 6 cm’den uzun, temiz, parlak, yumusak ve dümdüz (ok gibi) yündür. 1B kalite yün 6 cm’den uzun, temiz, parlak, yumusak ve dalgali yündür. Ikinci kalite yün 3-6 cm arasinda temiz, parlak ve yumusak yündür. Üçüncü kalite yün keçelesmis yündür. Dördüncü kalite yün kirli yündür ve bu yün satilmaz. Bir tavsandan, bir kirkimda dört kalite yün de elde edilmektedir.Elde edilen yün birkaç gün havalandirilir ve kalitesine göre siniflandirilirlar. Yün, nemsiz ve güvesiz bir ortamda uzun yillar saklanabilmektedir. Iplik fabrikalarina satilmak amaciyla yün, en az 300 – 400 kg’lik sikistirilmis balyalar halinde saklanir.

Yün Verimi ve Yün Verimini Etkileyen Çevre Faktörleri:
Bir tavşandan yılda oralama 800-900 g. kadar yün alınabilmektedir. Ankara tavşanlarında yün verimi üzerine ırkın, cinsiyetin, yaşın, canlı ağırlığın, mevsimin, gebelik durumunun, beslenmesinin ve kırkım ağırlığının önemli etkisi olmasına karşın yün verimi ve yün kalitesi kalıtsaldır. Yün verimi üzerine beslenme ve ısı gibi diğer faktörlerin indirek etkisi vardır. Bu yüzden yetiştiricilikte sürekli olarak en verimli tavşanlar seçilerek, ırkın verim özelliği yüksek tutulmalıdır. Fazla ve kaliteli yün almak, saf yetiştiricilik yapmak, iyi bakım ve besleme şartları uygulamak ve seleksiyon yapmakla mümkündür. Damızlık tavşanların ve yün üretiminde kullanılaca k tavşanların seleksiyonu 25.haftalık yaştaki kırkım sonuçlarına göre yapılır.
Ankara tavşanlarında, dişilerde iki yün verimi erkeklerden %15-20 oranında daha fazladır ve en yüksek kalitede yün dişilerden elde edilir. Yetikin dişi tavşan yaklaşık olarak 4 kg. canlı ağırlığa ulaştığında yün verimi en yüksek düzeydedir. Gebelik ve laktasyon dönemleri, yün verimini 1/3 oranında düşürür.
Yazın elde edilen yünler sonbahar ve kışın elde edilenlere göre üç kat daha düşüktür. İlkbahardaki yün verimi ise bu ikisi arasındadır. Yün verimi haziranda en düşük, aralık ayında en yüksektir. Ayrıca, canlıağırlıkla yün verimi arasında pozitif bir ilişki vardır. Ağırlık artıkça yün verimi artar. Canlı ağırlık 4 kat daha büyük olanalarda yün verimi en yüksektir.
Ankara tavşanları 10-25 °C arsındaki sıcaklıklarda bakılır. Yüksek sıcaklık yem tüketimini azaltır, yünün büyüme hızını ve sonuç olarak yün verimini düşürür. Özellikle 30 °C gibi yüksek sıcaklıklarda yünün miktarı ve kalitesi düşer. Buna karşın 5 °C gibi düşük sıcaklıklarda yünün miktarı artar. Ancak bu sıcaklıkta tavşanlarda yem tüketimi çok artmakta ve birim yün başına gider yükselmektedir.
Ankara tavşanlarının ana ürünü, yaklaşık % 75 oranında keratin içeren yün örtüsü olduğu için, rasyonda alınan enerjinin her ünitesi başına daha çok proteine ihtiyac vardır. Bu hayvanların rasyonlarında %116-17 oranında ham protein, 2898 kcal/kg sindirilebilir enerji ihiyacı vardır. Özellikle sülfür içeren amino asitler (%0.6), lisin, metiyonin, sistin yüksek oranda rasyonda bulunmalıdır. Bununla birlikte, gebelik sırasındaki beslenme, gelecekte yün üretecek hayvanlar için özel bir öneme sahiptir. Çünkü tüy follikülünün oluşumu gebelik süresiyle yakından ilişkilidir. Fotüsün derisindeki primer sentral folliküllerin oluşmu gebeliğin 18.-20. günlerinde, primer leteral folliküllerin gelişimi 22.-26. günlerde olur ve sekunder folliküller ise 27.-28. günlerde gelişir. Eğer bu dönemlerde fakir besin maddeleri nedeniyle az miktarda tüy follikülü gelişirse, daha sonra gereğinde fazla zengin besin maddeleri verilse de yün üretimi yetersiz miktarda olur. Bir başka deyişle, gebe dişinin yeterli düzeyde beslenmesi, yavruların yün veriminin yüksek olması açısından önemlidir.
Yün Elde Etme Teknikleri:
Ankara tavşanlarında her üç ayda bir, yani yılda 4 kez kırkım yapılmaktadır. Kıllar üç ayda en uygun düzeye ulaşır ve bu dönemde kırkım yapılmazsa, yün kendiliğinden dökülmeye başlar.
taranmaya İlk kırkım yaşı yaklaşık üç aydır. Ancak bu süre kışın dahada geç olabilir. Yavrular 7 haftalık olunca alıştırılırlar ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranırlar. Tarama yün kalitesini artırır. Tarağın kemikten olması tercih edilir. Tarama için yumuşak tel bir fırçada kullanılabilir. Yavrular 6 aylık olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulaşır. Bu zamana kadarda yavrular taranmaya alışmış olurlar.
Yün makas, elektrikli veya el kırkım aletleriyle yapılan kırkımla veya yolma yöntemi ile elde edilir. Ancak kırkım tekniği ile yün elde etmek, fazla acı vermemesi, dolayısıyla daha az stresli olması, soğuğa karşı daha iyi bir koruma sağlaması, daha az emek ve zaman harcanması, kısa kırkım aralıkları ile daha fazla yün elde etme olanağı vermesi nedeni ile yolma tekniğinden daha çok tercih edilir. Özel kırkım makaslarıyla deri üzerinde üç mm.’ye kadar yün bırakmak mümkündür. Ancak,makasla yapılan kırkımda elde edilen kırpıntı yün oranı (10mm’den kısa ) fazladır. Bu değersiz yün kırpıntıları kırkımdan sonra yapılan düzeltmelerden kaynaklanır. Ayrıca, kırkım sırasında deriye zarar vermemeye özen gösterilmelidir. Özellikle memeler yaralanmaya karşı son derece hassastır. Elektrikli kırkım aletleri ile, kışın ısı izolasyonunu sağlamak için deri üzerinde 5mm. uzunluğunda yün bırakılabilir. Bir tavşanın kırkılması için 10-20 dakikalık bir zaman yeterlidir. Dolayısıyla elektrikli kırkım aletleri ile işgücü ve zamandan tasarruf sağlanır. Yolma işleminde ise sadece kalın uçlu, tam olgunlaşmamış kıllar alınır. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Ayrıca, yolma yönteminde ısı izolasyonu daha düşüktür. Bu işlem yaklaşık 30-40 dakkika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamanında yapıldığı için, bu teknik kullanıldığında iki yolum arasındaki süre kısaltılamaz.
Kırkım veya yolma sonucu elde edilen yün bir kaç gün havalandırılır ve kalitesine göre sınıflandırılır. Yünün parlaklığı, özgül ağırlığı, yumuşaklığı, kılın uzunluğu ve çapı, keçeleşme ve kemp kıl oranı, kirlilik oranı yünün kalitesini belirleyen unsurlardır

Yün Elde Etme Teknikleri
Ankara tavşanlarında her üç ayda bir, yani yılda 4 kez kırkım yapılmaktadır. Kıllar üç ayda en uygun düzeye ulaşır ve bu dönemde kırkım yapılmazsa, yün kendiliğinden dökülmeye başlar.
İlk kırkım yaşı yaklaşık üç aydır. Ancak bu süre kışın dahada geç olabilir. Yavrular 7 haftalık olunca taranmaya alıştırılırlar ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranırlar. Tarama yün kalitesini artırır. Tarağın kemikten olması tercih edilir. Tarama için yumuşak tel bir fırçada kullanılabilir. Yavrular 6 aylık olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulaşır. Bu zamana kadarda yavrular taranmaya alışmış olurlar.
Yün makas, elektrikli veya el kırkım aletleriyle yapılan kırkımla veya yolma yöntemi ile elde edilir. Ancak kırkım tekniği ile yün elde etmek, fazla acı vermemesi, dolayısıyla daha az stresli olması, soğuğa karşı daha iyi bir koruma sağlaması, daha az emek ve zaman harcanması, kısa kırkım aralıkları ile daha fazla yün elde etme olanağı vermesi nedeni ile yolma tekniğinden daha çok tercih edilir. Özel kırkım makaslarıyla deri üzerinde üç mm.’ye kadar yün bırakmak mümkündür. Ancak,makasla yapılan kırkımda elde edilen kırpıntı yün oranı (10mm’den kısa ) fazladır. Bu değersiz yün kırpıntıları kırkımdan sonra yapılan düzeltmelerden kaynaklanır. Ayrıca, kırkım sırasında deriye zarar vermemeye özen gösterilmelidir. Özellikle memeler yaralanmaya karşı son derece hassastır. Elektrikli kırkım aletleri ile, kışın ısı izolasyonunu sağlamak için deri üzerinde 5mm. uzunluğunda yün bırakılabilir. Bir tavşanın kırkılması için 10-20 dakikalık bir zaman yeterlidir. Dolayısıyla elektrikli kırkım aletleri ile işgücü ve zamandan tasarruf sağlanır. Yolma işleminde ise sadece kalın uçlu, tam olgunlaşmamış kıllar alınır. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Ayrıca, yolma yönteminde ısı izolasyonu daha düşüktür. Bu işlem yaklaşık 30-40 dakkika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamanında yapıldığı için, bu teknik kullanıldığında iki yolum arasındaki süre kısaltılamaz.
Kırkım veya yolma sonucu elde edilen yün bir kaç gün havalandırılır ve kalitesine göre sınıflandırılır. Yünün parlaklığı, özgül ağırlığı, yumuşaklığı, kılın uzunluğu ve çapı, keçeleşme ve kemp kıl oranı, kirlilik oranı yünün kalitesini belirleyen unsurlardır.
Angora Yünü Dış Pazarı
Angora; Yurtdışında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Tekstil sektörünün hemen her türünde Angora Tavşanlarının yününden yararlanılmaktadır.
Angora Tavşanlarından yararlanan başlıca ülkeleri; İtalya, Fransa, Almanya, Şili, İsrail, Kore, Hindistan, Japonya olarak sıralayabiliriz.
Angora'nın Yünü Saf olarak'ta kullanıldığı gibi Birçok Suni ve Sentetik karışımla İplik yapılmaktadır.
Angora'nın içerisinde Moher, Koton, Poliamit, Kaşmir, Lama hatta İpek karışımları bile vardır. Yurtdışında ham Angora fiyatları hem çok farklı ve dalgalıdır. Yurtdışından Angora; Onz olarak (Onz=İngiliz Ölçü Birimi 28.5 gr) alınır-satılır. 1 Onz yünün fiyatı 2$-6$ arasında değişmektedir. Bu fiyatların internet sitelerinde de görmek mümkündür.
Yapılan araştırmalarda İngilteredki yün borsasında verilen rakamlar :
6 cm ve üzeri (Super Grade ) 40$,
3-6 cm (First Grade ) 15$ ; 1 Kg yüne söylenen rakamlardır.
Özellikle Güney Amerika'da Angora (Hent Siping) El yapımı ürünler olarak işlenir. El yapımı 1 adet kazak 250-300$ arasında satılmaktadır.
1 Adet atkı 120$, 1 Çift Eldiven 40$ gibi çılgın fiyatlarla satılmaktadır.

Angora Yünü İç Pazarı
Angora iç pazarda uzun yıllar kullanılan bir ürün olmuş, ancak üretimi olmadığı için milyonlarca dolar ödenip dış pazardan karşılanmış, ithal edilmiştir. Ankara Ticaret Müsteşarlığı’ndan alınan resmi verilere gore Türkiye, değişen yıllarda 50-120 ton arasında Angora ithalatı yapıyor. Türkiye yapılan araştırmalara göre Angora (First Grade) 3-6 cm. Arasındaki yünü ithal etmiş ve genel olarak %30 Angora, %70 Mohen ipliklerle kazak yapılmıştır. Bu yünler Avrupa’daki depolardan 1 kg.’ı 12-15$’dan satın alınmaktadır
Dünya tavşan yünü üretim miktarı kesin olarak bilinmemektedir. Değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre 1986 yılında toplam yün üretiminin 8-9 bin ton olduğu tahmin edilmektedir. görüldüğü gibi dünya tavşan yünü üretiminin yaklaşık %90’ını gerçekleştiren Çin, 6-9 binton yün üretimi ile birinci sırada yer almaktadır.
Çin, üretiminin önemli bir kısmını ihraç etmektedir. Güney Amerika ülkelerinden Şili 550 ton, Arjantin 300 ton yün üretimi ile Çin’den sonra gelmektedir. Bu iki ülke teknik ve ekonomik yönden Almanya ile yakın ilişki içerisindedir. Aynı durum yıllık üretimleri 180 ve 150 ton olan Macaristan ve Çek Slovakya cumhuriyetleri içinde geçerlidir. Fransanın yıllık tavşan yünü üretimi 210 ton olmakla birlikte, ürettiği yün, uzun, kaba ve yolunarak elde edilmesiyle dikkat çekmektedir. Almanya, yıllık yün üretimi sadece 20 ton olmasına karşın teknolojik açıdan önemli bir role sahiptir. Almanya’da ortalama 20 tavşanlık 100 kadar orta ölçekli işletme vardır. Bunlar, kendi uzmanlarına sahip bölgesel dernekler şeklinde örgütlenmişlerdir. Üreticiler düzenli olarak bölgesel test merkezlerine tavşan göndermektedirler. Almanya’da üretilen Ankara tavşanı yünü uzun ve yumuşak olup kırkılarak hasat edilmektedir.her yıl pedigrili yetiştirilmiş binlerce damızlık erkek tavşan dış ülkelere satılmaktadır. Diğer ülkelerin yün üretimleri çok daha fazla olmasına rağmen, Almanya, damızlık materyal ve teknik açıdan üstün bir konuma sahiptir.
Tavşan yününü işleyen başlıca ülkeler İtalya (2000 ton), Almanya (500 ton), Fransa, Hindistan ve Şilidir. Tavşan yünü çok canlı bir dış ticarete sahiptir. Tavşan yününü üreten, işleyen ve tüketen ülkeler farklıdır. Tavşan yünü uzun yıllar kolaylıkla muhafaza edilebildiğinden, fiyatlarda uluslar arası spekülasyonlara sıkca rastlanmaktadır. Modaya göre, tüketim miktarına bağlı olarak fiyatlarda dalgalanmalar olmaktadır. Yünün fiyatı liflerin uzunluğuna ve kalitesine göre değişmekte olup 50-150$ arasındadır.
Anavatanı Anadolu olmasına karşın Ankara tavşanı yetiştiriciliği Türkiye'de yok denecek kadar azdır. Ancak, dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle Çin, Şili, Fransa, Almanya, Arjantin, Brezilya, Hindistan, Kore ve Macaristan tavşan yünü üreten başlıca ülkelerdir. Dünyada Ankara tavşanı yünü üretimi yaklaşık 10.000 ton kadardır. Bu üretimin yaklaşık % 90'ını Çin gerçekleştirmektedir. En yüksek Ankara tavşanı popülasyonuna sahip Çin'de bu tavşan ırkı ile ilgili olarak çalışan bir enstitü bile mevcuttur (Angora Rabbit Institute). Çin üretiminin önemli bir kısmını ihraç etmektedir. Çok sıcak olmayan bölgelerde yapılacak yetiştiricilikten daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Angora Yünü Dış Pazarı
Angora; Yurtdışında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Tekstil sektörünün hemen her türünde Angora Tavşanlarının yününden yararlanılmaktadır.
Angora Tavşanlarından yararlanan başlıca ülkeleri; İtalya, Fransa, Almanya, Şili, İsrail, Kore, Hindistan, Japonya olarak sıralayabiliriz.
Angora'nın Yünü Saf olarak'ta kullanıldığı gibi Birçok Suni ve Sentetik karışımla İplik yapılmaktadır.
Angora'nın içerisinde Moher, Koton, Poliamit, Kaşmir, Lama hatta İpek karışımları bile vardır. Yurtdışında ham Angora fiyatları hem çok farklı ve dalgalıdır. Yurtdışından Angora; Onz olarak (Onz=İngiliz Ölçü Birimi 28.5 gr) alınır-satılır. 1 Onz yünün fiyatı 2$-6$ arasında değişmektedir.

27 Aralık 2009 Pazar 3 yorum



AKRİLİK VE MODAKRİLİK ELYAF


Ağırlıkça en az %85 akrilonitril içeren elyaflar akrilik elyaf,ağırlıkça %35-%85 arasında akrilonitril içere elyaflar ise modakrilik elyaf şeklinde adlandırılır.Modakriliklerde komoner halojen içerir.özellikle yüksek derecede güç tutuşurluk özelliğinin gerekli olduğu liflerde kullanılmak üzere üretilirler.Akrilik liflerinin monomeri olan akrilonitrilin elde edilmesi 4 yolla olabilmektedir.

MONOMER ELDESİ
1-Etilensiyanhidrinin Dehidrasyonu

a-) CH2-CH2 +HCN HOCH2CH2CN CH2=CHCN
O
etilenoksit hidrojensiyanit etilensiyanhidrin akrilonitril

b-)HOCH2-CH2CI+KCN HOCH2CH2CN CH2=CHCN+KCI
etilenklorohidrin etilensiyanhidrin akrilonitril
2-Asetilen ve Hidrojensiyanit Yolu
Akrilonitrilin doğrudan doğruya asetilene hidrojensiyanit katılması ile elde edilir.
CH = CH + HCN CH2=CHCN
asetilen akrilonitril

3-Propilen Yolu
Propilen önce okside edilerek acrolein oluşturulur.daha sonra bundan hidroksil amino bileşiminin oluşturulması için reaksiyona tabi tutulur.Bunun da dehidrate edilmesiyle akrilonitril meydana gelmiş olur.

NH2
CH2=CH-CH3 CH2=CH-CHO CH2=CH-CH CH2=CHCN
propilen akrolein aminohidroksil OH akrilonitril

4-Asetaldehid Yolu
OH
CH3CHO+HCN CH3CH CH2=CHCN
asetaldehit siyanhidrin OH akrilonitril

AKRİLONİTRİLİN POLİMERİZASYONU
Radikal zincir polimerizasyonuyla elde edilir.Reaksiyonu sona erdirmek için inhibatör kullanılır.Akrilonitrilin sudaki çözünürlüğü az olduğu için sulu ortamda çalışıldığında heterojen bir polimerizasyon oluşur.2 şekilde polimerizasyon oluşur.

1-Süspansiyon Polimerizasyonu
Bu yöntemde katalist olarak suda çözünen bir redoks sistemi kullanılır.(persülfat/bisülfat karışımı)Ayrıca ortama zincir kırıcı ve pH ayarlayıcıda ilave edilir.Polimerizasyon genellikle kesintisiz yapılır.Bunun için bir homojenizatör içerisinde akrilonitril ve komoner su ile iyi bir çözelti-süspansiyon olacak şekilde karıştırılır ve bu karışıma katalist de ilave edilir.Reaktöre konan kesim 1-2 saat burada kalır ve ortalama(Polimerizasyon derecesi=1100-2000) molekül ağırlığı 50000-100000 olarak oluşur.PAN ince toz halinde çöker.Tepkimeye girmeyen monomer ortamdan buharlaştırılarak uzaklaştırılır.

2-Çözelti Polimerizasyonu
Akrilonitril ve uygun komonerlerin polimerizasyonu,bunların çözeltileri içerisinde homojen sistemde de sağlanır.Elde edilen poliakrilonitril de kullanılan çözücüler içerisinde çözündüğünden doğrudan lif çekme çözeltisi elde edilebilmektedir.Endüstride dimetilformamid,dimetilasetamid gibi organik yada sodyumodanür inorganik çözücüler kullanılır.
Reaktöre çözücü,akrilonitril,komoner,inisiyatür konur.Polimerizasyon süresi kullanılan çözücünün cinsine göre 1-2 sat ile 50 saat arasında değişir.Polimerizasyona reaktöre konan akrilonitril ve komonerin %80’ni tepkimeye girinceye kadar devam edilir.Kalan monomer buharlaştırılarak uzaklaştırılır.
Bu yöntemde direkt lif çekme çözeltisi hazırlanır.Ancak burada süre daha uzundur.
PAN lifleri kuru yada yaş çekim yöntemiyle elde edilir.kuru çekimde polimer dimetiformamid gibi organik bir solventle çözülür ve %25-40 oranında polimer içeren bir çözelti oluşturulur.Gazı alınır,filtre edilir ve kaynama noktasına kadar ısıtıldıktan sonra düzelere pompalanır.Lif çekme kanalında liflere 400 C’de sıcak hava yada gaz verilir ve lifler sertleştirilir.
Yaş çekimde ise düzelere pompalanan filamentler rejenere banyosunda sertleştirilir.



ÜRETİM YÖNTEMLERİ

1-Sürekli çözelti polimerizasyonu ile akrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilik Elyaf 1,00
Akrilonitril -0,90
Metil Metakrilat -0,08
Diğer Kimyasallar -0,04

2-Sürekli süspansiyon polimerizasyonu ile akrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilik Elyaf 1,00
Akrilonitril -0,90
Metil Metakrilat -0,07
Diğer Kimyasallar -0,04

3-Kesikli süspansiyon polimerizasyonu ile akrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilik elyaf 1,00
Akrilonitril -0,90
Vinil Asetat -0,09
Diğer Kimyasallar -0,03

4-Sürekli süspansiyon polimerizasyonu ile modakrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilonitril -0,68
Modakrilik Elyaf 1,00
Vinil Klorür -0,30
Diğer Kimyasallar -0,02

5-Kesikli çözelti polimerizasyonu ile modakrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilonitril -0,37
İzopropilakrilamid -0,20
Metil Akrilat -0,03
Modakrilik Elyaf 1,00
Viniliden Klorür -0,40

6-Kesikli süspansiyon polimerizasyonu ile modakrilik elyaf üretimi Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilonitril -0,77
Modakrilik Elyaf 1,00
Vinil Asetat -0,20
Diğer Kimyasallar -0,03

7-Kesikli süspansiyon polimerizasyonu ile modakrilik elyaf üretimi
Madde balansı:
Kimyasalın adı ton/ton ürün
Akrilonitril -0,80
Modakrilik Elyaf 1,00
Vinil Bromür -0,09
Viniliden Klorür -0,08
Diğer Kimyasallar 0,03

LİFLERİN ÖZELLİKLERİ
YAPISI:
Saf PAN liflerinde makro moleküller arasındaki etkili çekim kuvvetleri nedeniyle lifler yüksek bir kristaliniteye ve 100 C’nin üzerine camlaşma noktasına sahiptirler.Camlaşma noktasının altındaki sıcaklıklarda makro moleküllerin rotasyon ve titreşim hareketleri makromoleküller arasındaki bağları koparmaya yetmediğinden liflerin amorf bölgeleride kapalı ve sıkı bir yapıya sahiptir.Dolayısıyla boyarmadde veya diğer terbiye maddesi çözeltilerin liflerin içerisine işlemesi çok kısıtlıdır.Bu işlemin yüksek sıcaklıklarda ve basınç altında yapılması gerekir.
Bu zorluğu gidermek için,piyasaya çıkarılan normal PAN lifleri saf akrilnitrilden değil,bunun %15 kadar komoner ile birlikte polimerizasyondan elde edilen ko-polimerlerden elde edilmektedir.Komoner niceliği genellikle %4-11 arasında değişmekte olup,%15’den daha fazla komoner içeren liflere “Modakril”denilmektedir.
Komoner ilavesi,makromoleküllerin birbirlerine yaklaşmasını ve etkin bir şekilde makromoleküller arası bağlar oluşturmasını zorlaştırmaktadır.Dolayısıyla makromoleküller arasındaki daha az ve etkin bağların,makromoleküllerin rotasyon ve titreşim hareketleriyle kısmen koparılması kolaylaşmakta,yani liflerin camlaşma temperatürleri daha düşük olmaktadır.bu nedenle,piyasadaki normal poliakrilnitril lifleri 100 C’un altındaki temperatürlerde boyanabilmektedir.
Komoner olarak metilakrilat,metilmetakrilat,vinil asetat,vinilklorür.. gibi bileşiklerin kullanılması,liflerin yalnızca camlaşma noktasını düşürerek,boyarmadde akımının daha düşük temperatürlere başlaması şeklinde etki göstermektedir.Komoner olarak sulfo veya karboksil grubu içeren vinil bileşiklerinin kullanılması durumunda ise,liflerin bağlayabileceği bazik boyarmaddelerle niceliği de artmaktadır.Normal olarak,sulfo veya karboksil grubu içermeyen poliakrilnitril lifleri de bazik boyarmaddelerle boyanabilmektedir.
Komoner içeren poliakrilnitril liflerinin camlaşma noktası genellikle 85 C’nin altındadır.Bu temperatürden daha düşük temperatürlerde boyarmadde yok denilecek kadar az ve yavaş olmakta ve camlaşma noktasının aşılmasıyla alınım bir anada hızlanmakta ve 3-4 C’luk bir temperatür artışı alınım hızının iki misli artmasına yol açmaktadır.Bu nedenle düzgün boyarmadde alımının sağlanması için bu kritik temperatürün bilinmesi gerekmektedir.Diğer taraftan liflerin alabileceği maksimum bazik boyarmadde niceliği de sınırlıdır ve çeşitli PAC-liflerinde farklılık göstermektedir.
Poliakrilnitril eldesi sırasında akrilnitrilin yanında komoner kullanılması,liflerin yalnızca boyanma özelliklerinin değişmesine değil aynı zamanda fiziksel-teknolojik özelliklerinin de değişmesine yol açmaktadır.Komoner içeren liflerinin kopma dayanımları saf PAC-liflerine nazaran biraz daha düşük çıkarken,kimyasal ve hidrotermik dayanımlarında da olumsuz yönde bir değişme izlenmektedir.
Normal(kopolimer) ve saf(homopolimer) PAC-liflerinin kopma dayanımları ve kopma anındaki esneme % leri aşağıdaki gibidir.Şekil1:

Kopma dayanımı cN/dtex Kopma anındaki esneme %’si
Normal tipler(kopolimer) (1,8)2,3-3,1(3,4) 20(23)-48(65)
Saf(homopolimer) lifler 3,4-3,6 30-34

Bu nedenle,teknik sektörde ve karbon-lifi eldelerinde kullanılacak PAC lifleri,saf poliakrilonitrilden(homopolimer) elde edilmektedirler.
Poliakrilnitril kopolimerlerinden elde edilen liflerin tutumlara da,saf poliakrilnitrilden(homopolimerlerden) elde edilenden farklıdır ve oldukça daha yumuşaktır.Liflerin tutum ve görünüşlerini etkileyen bir faktör de,uygulanan lif çekimi yöntemidir.Genellikle kuru lif çekimi yöntemine göre elde edilen lifler biraz daha yumuşak bir tutuma ve daha yüksek parlaklığa sahiptirler.Bunun yanında,bu yönteme göre elde edilen lifler ise daha fazla komoner(%7-11) içerdiklerinden bunlar daha düşük temperatürde boyarmadde almaya başlamaktadırlar.
Poliakrilnitril liflerinin ısı tutma yeteneklerinin iyi(yün ayarında),hacim elastisitelerinin(yaylanma yeteneklerinin) yüksek,özgül ağırlıklarının düşük(1,14-1,19) ve buruşmazlık özelliklerinin de iyi olması nedeniyle,bu lifler birinci derecede yün liflerinin kullanıldığı yerlerde(özellikle her türlü trikotajlarda) ve perdelik,döşemelik(kadife) yapımında kullanılmaktadır.Çekme dayanımı 2-3 gr/denier’dir.Sürtünme dayanımlarının düşük olması nedeniyle,bu liflerden yapılmış mamullerde boncuklanma tehlikesi fazla değildir.Poliakrilnitril liflerinin elastikiyet dereceleri de oldukça düşüktür.
Suyun Poliakrilnitril Liflerine Etkisi
Poliakrilnitril lifleri hidrofob liflerdir.Dolayısıyla bunların sudaki kesit şişmesi %2 den azdır.Normal olarak poliakrilnitril lifleri için kabul edilen ticari nem %0,5’dir.Ancak kullanılan komonere de bağlı olarak PAC-lifleri 20 C’de temperatür ve %1,5-2,5 kadar higroskopik nem alabilmektedir.Ancak su içerisinde bırakılan lifler kapilaraktif olarak %80’e kadar çıkabilecek miktarlarda su alabilmektedir.Bu suyun liflerin içerisine lifin yüzeyinden değil,lif uçlarından girdiği ve lif içerisindeki boşluklarda(vakuollerde) yerleştiği kabul edilmektedir.Sulu ortamda bırakılan PAC-liflerinin alabileceği su niceliği komonerin cinsi ve niceliği ile de ilgilidir.Prensip olarak kopolimer poliakrilik liflerden daha fazla su alabilmektedir.Dolayısıyla lifin alabileceği su niceliği ile,boyarmadde alımı arasında da bir paralellik vardır.
Poliakrilnitril liflerinin yaş kopma dayanımları,kuru kopma dayanımlarına nazaran %10-15 daha düşüktür.
Kimyasal Maddelerinin Poliakrilnitril Liflerine Etkisi
Poliakrilnitril lifleri genel olarak asitlere karşı dayanıklıdır.Organik asitlerden pek etkilenmezler,anorganik asitlerin de konsantrasyonları çok yüksek olmadığı taktirde önemli bir etkileri görülmez.
PAC-liflerinin soğukta bazlara karşı dayanıklılığı da iyi iken,sıcak kuvvetli bazlardan olumsuz olarak etkilenmektedirler.Etkinin derecesine bağlı olarak renkleri sararmakta,hatta koyu kahverengi dönüşmektedir.Bazların etkisi ile nitril grupları iki adım üzerinden sabunlaştığından,makromoleküller arasındaki bağlar da azalmakta,lifler daha gevşek bir yapı kazanmaktadır.
PAC lifleri 160 C’un üstündeki temperatürlerde de sararmaktadır.Bu sararma konjuge çift bağ içeren halkaların oluşumu sonucu ortaya çıkmaktadır
Bazların etkisi sonucu sararmış bir PAC-lifine asit etki ettirildiğinde,sararma kısmen giderilebilmektedir.Buna göre asidin etkisi ile halkalar hidrolize uğrayarak renksiz amid veya karboksil gruplarına dönüşmektedirler.
Sofra tuzu,sodyumsülfat gibi bazı tuzların poliakrilik liflerine etkisi çok fazla değil iken,çinklorür,kalsiyumklorür,sodyum
rodanür...gibi bazı tuzların derişik çözeltileri(>%50) poliakrilnitril liflerini çözebilmektedirler.Bu nedenle,bu tuzların çözeltileri yaş lif çekimi yöntemine göre PAC-lifleri eldesi sırasında çözücü olarak kullanılabilmektedirler.
Poliakrilnitrilin yükseltgen maddelere karşı dayanıklığı da sınırlıdır.Örneğin hipokloritler özellikle bazik ortamlarda liflere olumsuz etki gösterir iken,potasyumpermanganat da uzun süre etki ettirildiğinde liflere zarar vermektedir.Bu liflerin ağartılması en etkili şekilde ve liflere zarar vermeden,asidik ortamda bir sodyumklorit ağartması yaparak sağlanabilmektedir.
PAC lifleri,dimetilasetamid,dimetilsülfoksit,etilengli kolkarbonat,butirolakton,malonnitril..gibi polar organik çözücüler içerisinde tümüyle çözülmektedirler.
Benzen,benzilalkol,toluen,ksilen,fenol,glisorin... gibi organik bileşikler lifleri şişirmekte fakat fazla bir değişikliğe yol açmamaktadırlar.
Yüksek Temperatür,Işık ve Açık Hava Koşullarının PAC Liflerine Etkisi
Poliakrilnitril liflerinin diğer tam yapay lifler gibi yüksek temperatürlere karşı dayanıklığı kısıtlıdır.Ancak bu liflerin kesin bir erime noktaları yoktur.Lifin tipine bağlı olarak genellikle 230 C’un üzerindeki bir temperatürden itibaren lifler yumuşaklaşmaktadırlar.Buna paralel olarak makromoleküller parçalanmaya ve lifler yapışkan bir tutum kazanmaya da başlamaktadırlar.
Kısa süreli olarak poliakrilnitril lifleri 150 C’a kadar ısıtıldıklarında zarar görmemektedirler.Ancak camlaşma noktasının üzerindeki temperatürlerde(genellikle 70-80 C’un üstünde)lifler yumuşadığından ve kopma dayanımları önemli ölçüde düştüğünden bu liflerden yapılmış mamullerin kurutulması mümkün derecede düşük temperatürlerde(40-70 C) yapılmalıdır.

Uzun süreli(birkaç hafta) olarak da poliakrilnitril lifleri zarar görmeden 120 C’a kadar ısıtılabilmektedirler.Uzunca süre yüksek temperatür etkisi altında kalan poliakrilnitril lifleri sararmaktadır.Sararmanın nedeni,sıcak baz etkisinde de olduğu gibi,nitril gruplarının konjuge çift bağ içeren halkalara dönüşmesine dayanmaktadır.
Çok düşük temperatürlerde PAC-liflerinin kopma dayanımları önemli ölçüde artmakta ve esneme %leri azalmaktadır.Örneğin –40 C’da liflerin kopma dayanımları %35’lik bir artış göstermektedir.
PAC liflerinin ışık ve açık hava koşullarına karşı dayanıklıkları,lifin tipine bağlı olmakla beraber genelde çok iyidir.Açık hava koşullarına en uygun liftir.Bir yıl sürekli olarak açık havada bırakılan ipek,yün,rejenere selüloz,poliamid liflerinin kopma dayanımları sıfıra düşerken,PAC lifinin ise yalnızca %18’lik bir azalma göstermektedir.

KULLANILDIĞI YERLER
Akrilik ve modakrilik elyaflar yüne benzemesi nedeniyle,yün yerine geçebilecek çok çeşitli uygulamalarda kullanılmaktadır.Örgü yünleri,halı,battaniye,perde,kumaş,çeşitli filtreler ve iç çamaşırları en yaygın kullanım alanlarıdır.

Çözgü ipliklerinin lamellerden, gücülerden ve taraktan geçirilmesi işlemine "taharlama işlemi" denir.

Düğüm:
Dokuma makinelerinde çalışan ve çözgü bitiminde aynı tipin değişik bir varyantının ya da aynı (tarak eni, tarak numarası, çerçeve adedi, çözgü tel adedi, lamel, gücü, tarak taharı gibi) özelliklere sahip başka bir tipin makineye bildirilmesi durumunda, takım hazırlamak terine sadece bir önceki çözgüye düğümleme yoluna gidilir.Yapılan bu işleme "düğüm" denir. Düğümlenmek üzere stok ambarından alınan çözgü, dokuma salonuna doğrudan doğruya girdirilebilir.

Takım:
Düğüm işleminin tersine çalışılan eski tip makineden çıkarılmadan önce yerine bindirilecek değişik desene sahip yeni tipin lamel, gücü ve tarak taharlarını içeren taharlama işlemine tabi tutularak hazırlanmasına "takım hazırlama" işlemi denir. Daha sonra, hazırlanan bu çözgü bir önceki tipin yerine makineye bindirilir. Bu tip çözgülerin, mutlaka tahar dairesinde işlem görmesi şarttır. Burada tahar dairesini ilgilendiren çözgüler takım olarak hazırlanacak çözgülerdir. Düğüm işlemine tabi tutulacak çözgüler tahar dairesinde işlem görmezler. Böylelikle, tahar dairesinin görevinin yalnızca takım hazırlama olayı ile ilgili olduğunu belirtmiş olduk. Bu işlemin makine taharı ile yerine getirildiğini düşünecek olursak;
- Çözgünün tahar sehpası üzerinde hazırlanması,
- Tahar makinesinde taharlama işlemi,
- Tahar kontrolü ve taraktan geçirme işlemi,
- Takım hazırlama işlemi, olarak 4 safhalı bir işlem ile istenilen çalışma gerçekleştirilmiş olur.
Bu safhalarda yapılan hatalar, dokumada çok büyük zararlara ve randıman kaybına neden olur.



EL TAHARI
El taharı, üzerine çerçeve ve lamel sisteminin yerleştirildiği tezgahta yapılır. Tahar raporuna göre gerekli çerçeve adedi belirlenir. Belirlenen miktarlardaki çerçevelere gücüler yerleştirilir. Lamel testere adedinin belirlenmesinden sonra bunlara lameller tahmini miktarda taksim edilir ve el tahar tezgahına yerleştirilirler. Çözgü iplik uçları paralel hale getirilip tezgah üst noktasındaki çubuğun üzerinden lamellerin bulunduğu kısma alınır. Çapraz iplikleri lamellerin bulunduğu hizaya getirilir. Bunun yapılmasının sebebi, çapraz ipliklerden yararlanarak çözgü sırasının takibidir. Dokuma levendi,lamel ve testerelerin tezgaha yerleştirilmeleri ile tahar işlemine başlanır.



El ile tahar işlemi iki kişi tarafından yapılır. Birinci kişi (Çözgü arkacı) lamellerin bulunduğu kısımda çözgü tellerini sıra ile çerçevelerin bulunduğu kısımdaki kişiye lamellerin arkasından verir. İkinci kişi (Çözgü öncü) mili (iplik çekici) gücü ve lamellerden boş olarak geçirir, çözgü arkacının verdiği çözgü ipliğini mil ile alıp lamel ve gücüden geçirir. Taharlama işlemi çözgü öncüye göre soldan sağa doğru yapılmaktadır. Böylece taharlama işlemi sonunda dışarıda kalan yedek çözgü telleri sağda toplanmaktır. Çünkü çerçeve ve lamellerin tezgaha yerleştirilmeleri sonucunda, yedek tellerin sarıldığı bobin, çerçeve tarafından bakıldığında sağ tarafta bulunmaktadır.
Bağlantı taharı; tahar raporlarının bazılarında belirtilmese de bağlantı her zaman yapılmaktadır. kenarın sağlamlaştırılması ve 1,5 cm dışarıdan kesilen ipliğin kenar zeminine sıkıştırılması amacıyla Sulzer makinelerinde uygulanır. Kenar taharı yapılırken çözgü telleri kenar çerçevelerindeki gücülere geçilmeden önce, sıraya göre zemin çerçevelerindeki gücülerden birer tane geçirilir. Örneğin kenar tel adedimiz 36, zemin çerçeve adedimiz 6 olsun. Bu durumda bağlantı taharını yaptığımızda 6 adet çözgü teli, zemin çerçevelerindeki gücülerden geçirilir.

Geriye kalan 30 adet kenar çözgü teli de kenar çerçevelerindeki gücülerden kenar taharına uygun sıra ile geçirilir. Kenar için çerçeve adedimiz ikidir. Kumaşımızın kenar yazısı var ise, yazı için kullanacağımız çerçeve sayımız 5’dir. Kenar çözgü tel adedine dahil olan zemin den farklı renkteki yazı iplikleri, kenar planına uygun olarak yerleştirilir. Yazı iplikleri on veya on beş adet verilse de on adet olanı tercih edilmektedir. Çünkü yazı iplikleri genelde orlon olmaktadır. Bu cins iplikte tezgahta gerilim altında kopmaya neden olduğu için az iplik kullanılmak istenmektedir. Vermiş olduğumuz örneği kenar yazılı olarak alırsak bunun tahar raporu aşağıdaki gibidir. Şekilde görüldüğü gibi ilk on iki adet kenar telinin altısı zemin çerçevelerindeki gücülerden geçerek bağlantı taharını oluşturduktan sonra diğer altı tel, kenar gücülerinden geçer yazı için on adet farklı renkteki çözgü teli, bir yazı bir kenar zemini çözgü teli sırasında ve her yazı çerçevesindeki gücülerden ikişer adet geçmek üzere taharlanır. Yazı için çözgü tellerinin tahar işleminden sonra geri kalan kenar zemini çözgü telleri ile 36 adet kenar çözgü telinin taharlama işlemi bitirilmiş olur.


Kumaşımız tezgahlarda tek iki veya üç ende dokumaktadır. her en için iki kenar olduğunu düşünürsek toplam kenar sayısı iki, dört veya altı olur. Aldığımız örnek için kumaşımızın tezgahta iki ende dokunacağını düşünürsek toplam kenar adedi dörttür. İlk kenarın taharlanması yukarıda olduğu şekildedir. Ancak bundan sonraki zemin ve kenarların taharlanması, ham ( ipliğin boyasız ) ve ipliği boyalılarda farklılık gösterir. Ham tiplerin kenar yazısı çoğunlukla olmamaktadır. İpliği boyalı kumaşların hemen hepsinde ise kenar yazısı bulunmaktadır. kenar ve zeminin sıra ile ilk başka kenar ve zemin çerçevelerine yerleştirilerek taharlanması olayı için bu geçişi sağlayacak ve belirleyecek bir kılavuz ipin olması gerekir. Çünkü ilk kenarın taharlanması sonrası zemin taharına geçilir ve zemin taharından ikinci kenarın taharına ancak zemin çözgü tellerinin sayısı belirlenerek geçilmesi gerekir. Buda ya zemin tellerinin teker teker sayılması ile ki bu çok imkansız denilebilecek kadar zordur. Veya kenar planında yazı için farklı renkteki çözgü ipliklerinin kılavuzundan yararlanarak sağlanır. Bu nedenle ham ve ipliğin boyalı tiplerinin taharını ayrı ayrı incelememiz gerekir.
El taharı bittikten sonra hidrolik sistemle kaldırmalı takım arabası el tahar tezgahına yanaştırılır. Alt Taraftaki levent tutucu kolları, levent uçları kavradıktan sonra yukarıya kaldırılır. Böylece dokuma levendi belli bir seviyede tutulmuş olur. Üçer adet kelepçe alınır. Kelepçeler iki kısımdan oluşup ortadan açılıp kapanmalıdır. Üst kısımdaki yuvalardan ise lamel telleri arasına yerleşecek şekilde lamel rayları geçirilir. Üç adet kelepçeden ikisi kenarlara bir tanesinde ortaya yerleştirilir. Kelepçelerin üst kısmındaki bileziklerden demir çubuk geçirilir. Böylece lamel testereleri ve rayların indirme-kaldırma esnasında aynı seviyede kalmaları sağlanmış olur. hidrolik sistemde takım arabasının iki adet kolu ve bu kollara bağlı ikişer adet tutucusu vardır. kollar ve bunlara bağlı tutucular iki uçtadır. her koldaki iki adet tutucunun bir tanesi çerçevelere diğeri de kelepçelerdeki bileziklerden geçirilen demir çubuğa takılır. Çerçevelerin, vuruşlara karşı mukavemetini artırmak için orta kısmına gelecek şekilde mesnetler takılır. Ayrıca çerçevelerin tezgahta hareketleri esnasında birbirleri ile sürtünmelerini önlemek maksadı ile çerçeveler üzerine takozlar takılır. Eksantirik tezgahlar için kullanılan takozların adedi 3 tür, armürlü tezgahlar için ise 4 tür.
Bu şekilde hazırlanan tahar sehpası, üzerine çözgü refakat kartı ve takım kontrol formu tespit edilerek dokuma salonuna verilir.

MAKİNA TAHARI:
Burada tahar işlemi sırasını anlatacağımız tip, seri çözgü makinesinde hazırlanmış olup, eksantrikli dokuma makinelerinde dokunacaktır.
a . Öncelikle taharlanacak çözgü levendi, levent stok ambarından alınır ve levent taşıma arabaları ile tahar dairesine getirilir.
b . Levent üzerindeki çözgü refakat kartı tahar çözgü sehpasına takılır ve bu arada çözgü levendi de tahar çözgü sehpası içerisine yerleştirilir. Daha sonra sehpa zemine paralel olacak şekilde ikiye katlanır.
c . Tahar çözgü sehpası içerisindeki çözgü levendi bir miktar döndürülerek başlangıçtaki düzgün olmayan 3-4 metrelik iplik açılır.
d . Çözgü levendinin sabitlenmesi ile aynı zamanda çözgü ipliğinin bir ucu da sabitlenmiş olur. Çözgü iplikleri diğer yanda tek yönlü dişli sistemine sahip yuvarlak bir fırça üzerine verilir. Bu fırçanın döndürülmesiyle iplik bir süre gergin tutulabilir.
e . İplik gergin halde iken metal taraklarla taranmak suretiyle belli oranda paralellik sağlanır.
f . İplikle paralellik sağlandıktan sonra, fırçanın bulunduğu taraftan baskı vasıtasıyla iplikler sabitlenir.
g . Tek taraftan sabitlenen iplikler tekrar taranır ve diğer taraftan da sabitlenmek üzere ikinci baskı takılır. Böylece belli bir gerginlik iplik her iki taraftan da sabitlenmiş olur.
h . Bu işlemden sonra, sehpa tekrar doğrultularak dik pozisyona getirilir.
ı . Sehpanın doğrultulmasıyla dik pozisyona geçen çözgü iplikleri metal fırça ile yukarıdan aşağıya doğru fırçalanır. Bu arada ortaya çıkan kopuk iplik uçları alt ve üst baskının bulunduğu yerlerden bantlanır. Bu fırçalama işlemi ile her ne kadar kopuk uçlar ortaya çıkıyorsa da aynı zamanda haşıldan dolayı yapışmış ipliklerde açılır.
j . Bundan sonra yapılacak işlem lamel çubuklarının sehpaya bağlı askılar üzerine asılmasıdır. Burada kullanılan lamel çubukları veya başka bir deyimle testereler dokuma makinesinde kullanılanlar değildir. Bu çubuklar daha sonra yerini asıl lamel testerelerine bırakır.
k . Lamel çubukları yerleştirildikten sonra, çubuklar üzerine belli miktarda uygun lameller geçirilir. Lamellerin geriye kaçmasını engellemek için de arka kısmına yaylı bir baskı yerleştirilir.
l . Diğer taraftan da makineye çerçeveler yerleştirilir. Çerçeveler yerleştirilirken ortalı bir pozisyonda yerleştirilmesine dikkat edilir. Amaç gücü tellerinin mümkün olan en küçük açıyla çerçevelere yerleşmesini sağlamaktır.
m . Çerçevelere yerleştirildikten sonra gücülere geçirilerek ipliklerin geriye kaçmasını engellemek için farklı bir çubuk yerleştirilir.
n . Sıra gücülerin yerleştirilmesine gelmiştir. Gücülerin sayısı göz kararı ile ayarlanır. Gücülerin arka kısmına gücüleri ön tarafa doğru iten yaylı bir aparat yerleştirilir. Uygun gücü seçimi de burada dikkat edilmesi gereken hususlardandır.
o . Bundan sonra yapılacak işlem, iplik numarasına göre seçilen iplik ayırıcı iğnenin ve tahar raporuna göre hazırlanan tahar kartonunun makineye yerleştirilmesidir.
p . Önce tahar kartonunun ve daha sonra ayırıcı iğnenin yerleştirilmesi ile makine çalışmaya hazır hale gelmiş demektir. Makinenin çalıştırılması ile birlikte kesilen iplikler sıra ile lamelden ve gücüden, çekici iğne vasıtasıyla geçirilerek uçları bantlanır.
r . Bu işlemin iplik sayısınca tekrarlanmasından sonra tahar makinesinde yapılan işlem de tamamlanmış olur.
TAHAR ÇEŞİTLERİ
Tahar çeşitleri, örgülerin çok çeşitli olmasından ve bazen de kumaşların çözgü sıklığının fazla olması yani bir gücü çerçevesine düşen iplik adedinin o gücünün 1 cm 'deki normal iplik geçirme sınırını aşması gibi durumlarda teknik zorluklardan ortaya çıkmıştır.
Çok çeşitli taharlama olmasına ve dokuma desinatörlerinin yaratıcılığına bağlı olarak çok çeşitli taharlar uygulanabilmesine karşın yine de birbirine benzeyenleri bir araya getirerek taharı aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

1. Düz Tahar:
Düz tahar, tüm tahar çeşitlerinin temelidir. Yalnızca bir yönde yapılır. Her sayıdaki çerçeve için kullanılabilir. Birbirini takip eden çözgüler, takip eden çerçevelerden geçirilir. Rapor bittikten sonra tekrar birinci çerçeveye dönülür. Düz tahar sisteminde, çözgü sayıları çerçeve sayısına eşittir ve her çerçeve, bir tahar raporunun bir çözgü ipliğini taşır.

8 Çerçeveli Düz Tahar

2. Atlamalı Tahar:
Atlamalı taharlarda tahar raporu aralıklı ve birbirinden ayrıdır. Bu nedenle görüntüsü saten örgüsüne benzemektedir. Bu tahar sistemi için en az 4 çerçeve gerekir.

8 Çerçeveli Atlamalı Tahar

3. Zig-zag Tahar:
Zig-zag tahar, düz taharın önce bir yönde, sonra da diğer yönde devam etmesiyle elde edilir. Dönüş noktalarına gelen her çerçeve bir iplik, diğerleri iki iplik taşır. Zig-zag tahar sisteminde bir rapordaki çözgü tel sayısı, çerçeve sayısının iki katından bir eksiktir.

8 çerçeveli zig-zag taharda çözgü tel sayısı 14'tür. Düz zig-zag tahardan başka uzatılmış zig-zag tahar ve şekillendirilmiş zig-zag tahar da vardır.

4. Kırık Tahar:
Kırık tahar, bir grup çözgünün bir yönde, diğer grup çözgünün ise karşı yönde taharlanması ile elde edilir. Yönünün değiştirildiği yerdeki yeni yerinin ilk ipliği, daha önceki serinin son ipliğinden yukarıda ya da aşağıda başlanır. Bu tahar sistemi ile dokunmuş dimi örgülü bir kumaşta, dimi hareketleri ileri ve geriye doğru giderler. Kırık tahar kullanarak, birbirini simetrik olarak kesen iki dimi yolu yerine, kırılma elde edilir. Bazen kırık tahar, Zig-zag tahara göre daha çok tercih edilir. Çünkü dimi örgüsünde daha iyi köşeler oluşturur. Kırık taharın çeşitleri ve örnekleri:

a . Düz Kırık Tahar:

b . Düzgün olmayan kırık tahar:

c . Kırık zig-zag tahar:

5. Aralıklı Tahar:
Aralıklı tahar, düz taharın başka şeklidir. Bu tahar sistemi kısa aralıklarla, belli sayıda çerçeveler atlayarak yapılır. Örgüye göre atlanacak çerçeve sayısı değişir. Örneğin; 2/2 dimi örgüsünde 1 çerçeve, 3/3 dimi örgüsünde 2 çerçeve, 4/4 dimi örgüsünde 3 çerçeve atlanır.
Daha farklı efektler, her grup çözgünün bir öncekinden bir fazla sayıda yukarıda başlamasından elde edilen tahar sistemiyle oluşturulur. Aşağıdaki tahar planı buna örnektir.

6. Atlamalı Düz tahar:
Atlamalı düz tahar sistemi, farklı gruptaki çözgüler, farklı dimi yollarını meydana getireceği zaman kullanılır. Özellikle çözgü iplikleri 1 koyu - 1 açık olduğu ve her renk ayrı bir dimi örgüsünü oluşturduğu zaman etkilidir. Çerçeve sayısı iki eşit sayıda gruba ayrılır. Gruplar farklı işaretlerle gösterilir.

7.Grup Tahar:
Grup taharlar genellikle, çizgili kareli yada diğer fantezi kumaşlarda iki ayrı örgünün bulunduğu ve bu örgüler içinde iki ayrı çözgü seti olan dokumalarda kullanılır.

8.Bölünmüş Tahar:
Bölünmüş taharlar, özellikle çift çözgülü ve dolgu çözgülü kumaşlar için kullanılır. Üst ve alt çözgüler, farklı çerçeve gruplarında taharlarlanır.

Yukarıdaki örnekte 2 / 1 oranında, her biri beş çerçeveden oluşan bölünmüş tahar örneği görülmektedir. Üst çözgüler daima tarağa yakın olan çerçevelerden geçirilmelidir. Çünkü alt çözgülerin örgüye girmesi üst çözgülere göre daha kolaydır. Eğer, Alt çözgülerde daha zayıf iplik kullanıyorsa bu sefer alt çözgülerin tarağa daha yakın olması gerekir.


9.Kombine Tahar: Bazen de değişik tahar yöntemleri bir taharda kombine edilebilir. Bu varyasyonlar sınırsızdır. Bir desenin taharını yaparken, tahara çeşidini ve çerçeve sayısını seçmede dikkat edilecek noktalar şunlardır;
a . Tahar çeşidi, taharcıya ve dokumacıya çalışmasında yardımcı olmak için mümkün olduğu kadar basit olmalıdır.
b . Çerçeve sayısı mümkün olduğu kadar aza indirilmelidir.
c . İpliklerin, çerçeveler üzerindeki dağılımı mümkün olduğu kadar eşit sayıda olmalı,
d . Tahar, açık bir ağızlık oluşumuna olanak vermeli,
e . En az iplik taşıyan çerçeveler mümkün olduğu kadar arka çerçevelerde olmalıdır.

1. Giriş

Teknik tekstil veya endüstriyel tekstil genel olarak dokunmamış (nonwoven) ürünler
şeklinde kabul görmektedir. Başka bir ifade ile iplik haline dönüştürülmemiş liflerin çeşitli
yöntemlerle birbirlerine tutturularak oluşturulan özel dokuya veya yüzeye verilen dokunmamış ürün adı, kullanım alanları itibariyle dokusuz yüzey ürünleri olarak değerlendirilebilmektedir. Bugün tarım sektöründen, otomotiv sanayisine;tıptan uzay ve savunma sanayiine kadar oldukça geniş bir alanda dokusuz yüzey ürünlerini görmek mümkün olabilmektedir.

Dokusuz Yüzey Ürünleri Sınıflandılması ve Kullanım Yerleri:

Kompozitler: Otomobiller, gemiler, uçaklar, koruyucu başlıklar,askeri amaçlı kamuflajda, kum çantalarında, kurşun geçirmez yelekte,vücut korunmalı kasklar, sıcağa ve soğuğa karşı koruma, dalgıç kıyafetleri

Endüstriyel kumaşlar:Çan kaplama, halı tabanı, tente, koro bezi, konveyör bezi, oto döşemelik kumaşları, oto tekerleği bezi, yelken bezleri
Filtre kumaşları:Tıbbi filtreler, yüksek sıcaklık filtreleri, sıvı- sıvı filtreleri, kuru filtrasyon, ıslak filtrasyon

Geotekstiller: Sera örtüleri, kayma stabilizasyonunda, drenaj amaçlı kullanımlarda

Tıbbi tekstiller:Bantlarda, yapay damarlarda, diyalizlerde, ameliyat ipliklerinde



Endüstriyel koruma:Güç istasyon fanında,contalarda, roketlerde
Yakalama ve koruma ağları:Balık ağlarında, zirai ağlarda, kamuflaj ağları, taş düşmesini engelleyici ağlar.
Sözü edilen bu teknik tekstil ürünlerinde genel olarak, pamuk, viskoz, akrilik, modakrilik, polipropilen, poliamid, polyester, cam lifi, polietilen ve karbon lifleri gibi yüksek performanslı lifler kullanılmaktadır.

Dokusuz Yüzey Ürünlerde Tercih Edilen Elyaf Türleri ve Kullanım Yerleri:
Pamuk:Özellikle tıbbi tekstil ve aktarma kayışlarında;

Viskoz:Lastik ve endüstriyel dokuma alanında;

Akrilik-Modakrilik: Koruma üniformalarında, perukta;

Polipropilen:Kordon ve halat, kaplama kumaşları, filtre elemanları, geotekstil yapımında,tıbbi tekstil ürünleri, balıkçılıkta;

Poliamid:Halat ve benzeri uygulamalarda, emniyet kemerlerinde, paraşüt kumaşlarında,balıkçılıkta, kaynak elbiselerinde, kompozit malzeme olarak spor malzemeleri imalatında, kargo ve denizcilikte, araba lastiği imalatında,transmisyon kayışlarında ve askeri uygulamalarda;

Polyester:Lastik imalatında, halat yapımında, denizci elbiselerinde, filtre kumaşlarında, keçe imalatında, tıbbi tekstillerde, yangın kıyafeti olarak kullanılmaktadır.

Yüksek Performanslı Cam Lifi:Havacılık ve uzay sanayiinde, inşaat alanlarında,jeneratörlerde, buhar türbinlerinde, iletişim teknolojisinde ve lastik imalatında;

Yüksek Performanslı Polietilen:İş elbisesi imalatında,halat ve kablo yapımında,koruma
elbiselerinde, kompozit yapılarda,balıkçılıkta,tıbbi malzemelerde;

Karbon Lifi:Havacılık ve uzay sanayiinde;

Seramik Lifi:İzolasyon malzemesi olarak kullanılmaktadır.


2. Nonwowen Pazar ve Uygulamaları:
Nonwoven en düşük maliyetle ve en hızlı kumaş üretim metodudur. Yeni üretim teknikleri ve yeni kullanım alanları ile pazar payını giderek arttırıyor. Özellikle kullanılıp atılabilen ürünlerin üretiminde nonwoven başlıca kumaş üretim metodu olma yolundadır..Nonwoven kumaşlar, elyaf, filament veya film benzeri filament yapıların katmanlar halinde birbirine geçmesiyle oluşmuş, düz, esnek ve gözenekli yapılardır. Genellikle son kullanım alanına bağlı olarak, "atılabilir" veya "dayanıklı" olmak üzere iki kategoriye ayrılırlar ve dünya çapında kullanılan endüstriyel ürünlerde ve sağlık ürünlerinde çok geniş bir kullanım alanına sahiptirler. Amerika ve Japonya'da kullanıldıktan sonra atılabilen nonwoven ürünler, tüm nonwoven kumaş tüketiminin yaklaşık %60'ını (Avrupa'da %50) ve dayanıklı nonwoven ürünler de kalan kısmı oluşturmaktadır.
1997 yılında tüm dünyada ticareti yapılan nonwoven materyallerin toplam değerinin yaklaşık 40 milyar $ civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Atılabilir nonwoven ürünler için teknik kriterler arasında, yüksek hızlı dönüştürme proseslerine dayanacak kadar yeterli mukavemet ve uzama, hem paketleme hem de tasarlanan kullanım amacını sağlayacak bir yumuşaklık ve rijitlik dengesi, akışkanlık, emme, absorbe etme veya itme, gözeneklilik ve yoğunluk bulunmaktadır. Dönüşümlü atılabilir nonwoven ürün tipleri aşağıdakileri kapsar:

- Bebek bezleri
- Yetişkin bezleri
- Kadın bağı ürünleri
- Tıbbi ürünler
- Temizlik bezleri


Dayanıklı nonwovenlar diğer işlem veya fabrikasyon endüstrileri tarafından genellikle rulo halinde kullanılır. Gerçekten rijit mühendislik spesifikasyonlarında üretilirler ve etkili bir maliyet performansı temelinde endüstriyel dokuma ve örme kumaşlar, teknik kağıtlar ve özel filmler ile rekabet ederler. Aşağıda dayanıklı nonwoven ürünlerden bazıları sıralanmıştır:

- Filtrasyon
- Koruyucu giysiler
- Astarlar
- Ev döşemeleri
- Jeo-tekstil ürünleri
- Zirai kumaşlar
- Otomotiv kumaşları
- Atılabilir Ürünler


Bebek bezi pazarı, nonwovenlar için atılabilir ürünler pazarında en büyük paya sahiptir ve tahminlere göre 1997 yılında 19 milyar $'dan (perakende) daha yüksek bir değere ulaşmıştır. Global bez pazarı, emici ürünlerde kullanılan tahmini 30 milyar m2'lik nonwoven kumaşın yaklaşık %70'ini tüketir. Global olarak bebek bezi pazarındaki ortalama büyüme yaklaşık %9'dur, fakat 2000 yılından itibaren bu büyümenin yavaşlayacağı tahmin edilmektedir. Gelişmiş bölgelerdeki pazar büyümesi nispeten yavaştır. Global olarak perakende satış bazında yetişkin bezi pazarı yaklaşık 4.7 milyar $ civarındadır. Atılabilir yetişkin bezi ürünleri tüm dünya çapında üretilen coverstokun yaklaşık %14'ünü tüketmektedir ve global bölgeye bağlı olarak yıllık %8 ve %30 arasında hedeflenen bu ürünlerin pazarındaki büyüme oranı, tüm atılabilir nonwovenlar içinde en yüksekler arasındadır.
Kadın bağı ürünlerinin yıllık olarak tüm dünyada satışı toplam 12 milyar $'dır ve bu pazarın yaklaşık %80'ini kadın bağları, kalanını tamponlar oluşturur. Femcare ürünler, coverstok tüketiminin yaklaşık %16'sını oluşturur. Femcare pazarındaki büyüme gelişmiş Batı pazarlarında %2'den, Asya ve Doğu Avrupa'da %10 ve %15 aralığındaki değerlere kadar değişmektedir.
Atılabilir önlükler, sterilizasyon bağı, sargı bezleri, maskeler, eldivenler, ayakkabı galoşları ve diğerleri gibi tıbbi ürünlerin yıllık yaklaşık 7 milyar $'lık satışı ve yıllık tahmini 5.5 milyar %2'lik nonwoven kumaş kullanımı vardır.

Temizlik Bezleri
Temizlik bezleri yıllık satış rakamları bazında 2 milyar $'lık bir pazardır. Nonwoven temizlik bezlerinin ana 3 kategorisi; kişisel bakım, endüstriyel ve ev temizliğidir ve dünya çapında yılda 4 milyar yd2 nonwoven kumaş kullanılmaktadır. Yetişkin bezleri gibi atılabilir temizlik bezlerinin de (dünya çapında tahmini %7 gibi) yıllık yüksek bir büyüme oranı vardır.

Atılabilir Bebek Bezleri
Olgun bir pazarda şiddetli rekabet, artan sıkı düzenlemeler ve artan hammadde fiyatları ile bebek bezi endüstrisi ABD, Japonya ve Batı Avrupa'da olgunlaşma dönemine ulaşıyor. Bu nedenle üreticiler, hala katma değerli özellikler sunarken çevreye dost düşük maliyetli dizaynlar üretmeye bakıyorlar. Bebek bezlerindeki nonwoven tüketimi esas olarak, genelde termal bağlama veya giderek artan bir biçimde spunbond polipropilen kumaşlar olan, üst yüz ve alt yüzden oluşmaktadır. Fakat bebek bezinin giderek artan biçimde SMS prosesi ile üretilen kumaştan yapılan bacak kenarı bariyerleri, airlaid (Havalı serme) kompozit kumaştan üretilen çeşitli emici katmanları ve kalça bağcığı, streç panelleri gibi bazı küçük alanları gibi diğer kısımları da nonwovenları kullanır. Kullanılan tüm kumaşların fonksiyonları için önemli özellikleri vardır, en önemlisi bu kumaşlar sıvıyı itmek ve kuruluğu sağlamak amacıyla ya hidrofob ya da hidrofildir.
Uzun yıllar bebek bezi tüketicisinin yerine getirilemeyen ana ihtiyacı "sızıntının önlenmesi" idi. Bu problemin çözümü için yapılan araştırmalar sonuçta bazı ilerlemelere neden oldu, fakat bu ihtiyaç hala mevcuttur ve problem tam olarak elimine edilememiştir. Üstelik, bebek bezleri inceldikçe, sızma koruması önemli olmaya devam edecektir. İstenen sonuca ulaşabilmek için bebek bezi dizaynının tüm elemanları entegre bir biçimde birlikte çalışmak zorundadır.
Bebek bezinin sıvı taarruzuna göre 4 kritik fonksiyonu vardır:

- Hızlı sıvı kazanımı
- Hedef bölgenin dışına etkili transport veya fitilleme
- Sıvının depolanması için uygun tedarik
- Sıvının etkili itilmesi veya sızıntı olmaksızın hareketsiz hale getirilmesi
- Bacak bariyerleri
Atılabilir bebek bezlerinde bacak bariyerlerinin (BLC) artan kullanımı, sızma önlenmesinin ilerlemesinde anahtar bir eleman olmuştur. Bacak bariyerleri materyallerinin geçirgenliği, tasarıma ve optimum sızma önlemi sağlamada kullanılan farklı mühendislik felsefelerinin izafi değerlerine göre değişecektir. Bu, SMS ve SMMS gibi hidrofob nonwoven kumaşları olduğu gibi kaplanmış materyalleri de kapsayacaktır.
Genelde, bacak bariyerleri, spandex veya kauçuk gibi, bir veya daha fazla elastik bant bulunan nonwoven ürünlerden oluşur. Orijinal tek bandların, sıvıyı sağlıklı bir şekilde tutabilecek kadar sıkı olması gerekli idi. Bu da ciltte iz bırakabiliyordu. Bununla beraber, çoklu bandlar kollukta, sızmaya karşı birden fazla hat ve ciltte daha az iz yapacak çeşitli boğumlu alanlar oluşturur.

Kadın Hijyen Ürünleri
Kadın hijyen ürünleri, global pazara hem bebek bezi hem de yetişkin bezinden daha fazla giren, dünyadaki en gelişmiş emici ürün pazarıdır. John R. Starr Inc. danışmanlık şirketinin tahminlere göre 2000 yılında kadın hijyen ürünlerinin dünya çapında payı %33, bebek bezlerinin %16 ve yetişkin bezlerinde %10'dan az olacaktır.

Kadın hijyen ürünleri, nonwoven coverstok ikinci büyük pazardır. Femcare ürünleri, adet başına bebek bezleri ve yetişkin bezleri ürünlerinden çok daha az coverstok kullanıyor olmasına rağmen, yaklaşık %16'lık bir global tüketimle çişini tutamayanlar için üretilen ürün tüketiminden biraz fazladır. John R. Starr' dan elde edilen rakamlara göre dünya çapındaki kadın hijyen pazarının yaklaşık 11.6 milyar $ olduğu tahmin edilmektedir.

Kadın Bağları
John R. Starr tahminlerine göre 1997 yılında kadın bağının dünya genelindeki toplam kadın hijyen pazarındaki payının yaklaşık %83 ve bezlerin dünya pazarındaki payının da %26 civarında olduğu belirtilmiştir. Kuzey Amerika ve Avrupa global pazar hacminin yaklaşık %30'unu, Japonya %8'ini ve diğer oluşmuş bütün pazarlar kalan %62'lik hacmi oluşturmaktadır.
ABD'de, hijyenik kadın bağlarının "kadın hijyen pazarı"na hakim olmasına rağmen, 1997 yılında tampon satışları %2.2 artarken, kadın bağı satışlarında sadece %2.3'lük bir artış meydana geldi. Avrupa'da da kadın bağlarında benzer oranlarda artışlar görüldü.
Giderek artan bir şekilde, spunbond işlemlerle üretilen bebek bezi, coverstok ile karşılaştırıldığında, kadın hijyen ürünlerinde kullanılan coverstok iyi bir termal işlem ile bağlanmış olduğu görülür. Örneğin Avrupa'da, European Disposables and Nonwovens Associations'a (EDANA) göre, kadın hijyen pazarı için üretilen toplam nonwoven kumaş miktarı yaklaşık 58.000 tondur. Bu rakamın yaklaşık 20.000'i (%34) ısıl işlem ile bağlanmış kumaştır. Bu rakam içinde eriyikten çekilmiş kumaş miktarı ise 7.000 tonun (%11) altındadır. Femcare ürünlerde kullanılan geri kalan nonwovenlar ise havalı serme, spunlace ve ürünlerin emici coverstoklarda kullanılan diğer kumaş tipleridir.
Kadın hijyen pazarı global coverstok tüketiminin tahminen %16'sını, yetişkin bezi ürünleri %13'ünü, bebek bezleri %71'ini oluşturur.
Diğer emici ürünlerde olduğu gibi kadın bağlarında da- özellikle 1990'larda kanatlar veya askılardaki büyük varyasyonlar ve kavisli veya konturlu pedler ile ürün farklılıklarının çoğalmasıyla vücuda uyumu ve rahatlığı geliştirmek amacıyla giderek artan bir şekilde elastomerler ve elastomerik SMS (Spunbonding Melt-blown Spunbonding) kumaşlar kullanılmaktadır.

Tamponlar
Tamponlar dünyanın gelişmiş bölgelerinde çok daha yaygın bir şekilde kullanılmaktadır ve John R. Starr tahminlerine göre 1997 yılında dünyadaki toplam kadın hijyen pazarının yaklaşık %17'sini oluşturmaktadır. Bu rakam teorik pazara sadece %3 oranında bir giriş olduğunu göstermektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa global pazar hacminin %79'unu, Japonya %3'ünü ve diğer tüm pazarlar %18'ini oluşturmaktadır.

Yetişkin Bez Ürünleri
Yetişkin çişini tutamayan ürün pazarı, %15'lik bebek bezi pazarı ile karşılaştırıldığında, mevcut sadece %8'lik tahmini pazar girişiyle hızla büyüyen bir pazardır. Gelişmiş ülkelerde bile bebek bezlerinin pazara girişi %90 civarında iken- bazı çişini tutamayan ürün sektörlerinki %50'nin altındadır. Buna ek olarak, çişini tutamayalar için üretilen ürünler yaş ile çok ilgili bir durum gösterir ve dünyanın pekçok yerinde 50 yaşın üzerindeki nüfusun gelecek 10-20 yılda önemli ölçüde artacağı bildirilmektedir.
Dünyanın en büyük yetişkin bezleri ürünü üreticisi olan Svenska Cellulosa AB (SCA), 1997 yılında global pazara 3.3 milyar $ civarında değer biçti ve 2002 yılında bu rakamın 5.7 milyar $ civarında olacağını tahmin etti. 1997 yılında pazarın 3/4'ünü Avrupa ve Kuzey Amerika, %15'ini Japonya ve kalanını ise diğer pazarlar oluşturdu. Bu pazarlar içinde 1997-2002 aralığında Kuzey Amerika'nın %8 ile en düşük toplam büyümeyi göstermesi, onu %10 ile Avrupa ve %12 ile Japonya'nın izlemesi beklenmektedir. SCA tahminlerine göre, bu aralıkta dünyanın diğer kısımlarındaki büyüme oranlarının gelişmiş bölgelerdekinin neredeyse 3 katı olacağı (%30) tahmin edilmektedir.

Tıbbi Ürünler
Atılabilir bezler ve önlükler, sargı bezleri, gazlı bezler, yara koruyucu giysiler, maskeler, eldivenler, ayakkabı galoşları ve diğerleri gibi tıbbi ürünler yıllık yaklaşık 7 milyar $'lık bir pazar hacmine sahiptir. Bu ürünler yıllık olarak tüm dünya çapında üretilen nonwoven kumaşın yaklaşık 5.5 milyar yd2'sini kullanmaktadır. Medikal nonwoven ürünlerin global büyümesinin %5 civarında olduğu tahmin edilmektedir, fakat bu ürünlerin ABD pazarındaki büyümesinin yıllık %7 olduğu söylenmektedir .
Spunlace, sulu işlem ve spunbond-meltblown( Eritilerek dökülme) -spunbond (SMS) kompozitler, bu pazarda esas olarak, dokuma pamuktan yapılmış çok amaçlı materyallerle rekabet eder. Geleneksel nonwovenlardan daha iyi coverstok özelliklerine sahip yeni jenerasyon spunbond-film-spunbond kumaşlar da pazara giriyor ve ABD'de Isolyser firması, kullanımdan sonra suda çözünebilen, polivinil alkol bazlı bir medikal kumaş geliştirdi. Nonwovenlar, hem hastane hem de müşteri pazarlarında, yüksek orandaki özel kumaş ve giysi talebi dolayısıyla, atılabilir tıbbi ürünlerin sadece küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Nonwovenlar; coverstok özelliklerinden, emiciliklerinden, silme kapasitelerinden, ısı dayanımı, esneklik, yumuşaklık ve iyi işlenebilirliklerinden dolayı medikal kumaş uygulamaları için çok uygundur.

Sterilizasyon Ürünleri
Sterilizasyon sargıları genellikle, merkezi tedarik odasında ameliyat ekipmanını sarmak için özel ebatlarda kesilmiş, düz tabakalar halinde satılmaktadır. Sargı amaçlı kullanılan kumaşlar yüksek çekme mukavemeti ve yüksek yırtılma ve aşınma dayanımına sahip olmalıdır. Bu sektöre, yüksek coverstok özelliklerine sahip melt-blown tabakasıyla SMS metoduyla üretilen kumaşlar hakimdir.
Steril önlükler ve bezler, hastanelere steril edilmiş paketler içinde çeşitli ebat ve dizaynlarda satılmaktadır. "Hedef bölgelerde" (kollar ve göğüs dahil) ikinci bir tabaka kumaş ile güçlendirilmiş önlükler daha katı cerrahi prosedürler için kullanılırken, güçlendirilmemiş önlükler genellikle küçük cerrahi operasyonlarda kullanılmaktadır. Önlük kumaşları mukavemetli ve nefes alabilir olmalı ve coverstok özelliklerine sahip olmalıdır. Spunlace kumaşlar nefes alabilir özellikte olduklarından dolayı pazara hakim olma durumundadırlar, fakat SMS kumaşlarında pazarda büyük bir payı vardır.
Örtüler cerrahi masaları ve hastayı örtmede kullanılmaktadır. Bunlarda, cerrahi işlem yapılan alana göre kesilmiş bir pencere vardır ve genellikle arka yüzleri kaplamalıdır. Cerrahi pencere etrafında daha emici olan bir alan da bulunabilir. Tahminlere göre nonwovenların cerrahi paket ve önlük pazarındaki payı nispeten düşüktür, fakat nonwovenlar, başlıklar, maskeler ve ayakkabı galuşları gibi bazı küçük atılabilir tıbbi komponentlerde çok daha yaygın olarak kullanılmaktadır.

ABD ve Avrupa Pazarları
Freedonia Group'a göre 1997 yılında ABD pazarındaki nonwoven kullanan medikal ürünlerin toplam değeri 2.23 milyar $'dır. Bu rakama bezler ve önlükler, yüz maskeleri, başlıklar, ayak galoşları, sterilizasyon sargıları ve diğer kıyafetler (izolasyon önlükleri, x-ışını önlükleri ve temizlik kıyafetleri) dahildir. Bezler ve önlükler tüm pazarın 2/3'ünü oluşturarak en büyük bölümü oluşturmaktadır. Pazardaki büyüme, %3'ü fiyat, %2'si adet bazında olmak üzere yıllık ortalama %5'tir.
Avrupa nonwoven tıbbi giysi pazarının 1997 yılında 2.32 milyar $ olduğu tahmin edilmişti. Pazar hacminin 2002 yılında 3.04 milyar $'a ulaşacağı söylenmektedir. En büyük sektör, 1997 yılında pazarın 1.02 milyar $'ını oluşturan bezler ve bez paketleridir. Bu sektörün yine en hızlı büyüyen sektörlerden biri olarak, gelecek 5 yıl içinde 1/3 oranında büyüyerek 1.35 milyar $'a ulaşacağı tahmin edilmektedir. Rapora göre, önemsiz cerrahi operasyonlarda ilerleme ve baskın nonwoven spunlace kumaştan daha iyi coverstok özelliği sunan plastik bezlerle rekabet olmazsa, büyüme daha hızlı olacaktır.

Aşağıdaki tabloda 1985 yılında Amerika' da yapılan bir araştırmada nonwoven yüzeylerin maddi anlamda piyasada ne boyutta olduğu gösterilmiştir. Burada 90' lı yıllarda nonwoven üretim ve kullanımındaki ivme artışı da göz önünde bulundurulmak gerekmektedir.

SON KULLANIM DEĞERİ (Milyon $ )

Çocuk bezi 330
Cerrahi elbise ve paketler 230
Temizlik havluları 210
Filtrasyon 175
Ara astarlık 145
Yatak ve ev döşemesi 140
Kaplanmış kumaş 140
Halı bileşenleri 135
İnşaat mühendisliği uygulamaları 100
Diğer 450

Tablodan görüleceği üzere ev tekstilleri,yer döşemelikleri ve yine ev tekstili kapsamında düşündüğümüz temizlik havluları hiçte küçümsenmeyecek rakamlarla ifade edilmektedir.
Nonwoven üretimindeki tekstil elyaflarının dünya genelindeki tüketimi, ABD'li SRI Consulting tarafından yakın zamanlarda tamamlanan bir araştırmaya göre, 2001 yılında 3.5 milyon metrik tona ulaştı. Nonwoven kumaşların değeri 14 milyar $'ı aşmaktadır.
Amerika ve Kanada'da, çocuk bezi ve yetişkin bezleri, 2001 yılında nonwoven kumaş tüketiminin %25'ini oluşturmuştur. Batı Avrupa'da hijyenik ürünler 2001'in toplam tüketiminin, %36'lık payı ile en büyük pazarını oluştururken, Japon tıp ve hijyen sektörü, toplam tüketimin %30'unu oluşturmaktadır. Çok sayıdaki uygulama, kadın bağları, jeotekstil ve filtre ürünleri de dahil olmak üzere, diğer alanları oluşturmaktadır.
Dünyanın sanayileşmiş ekonomilerinde, nonwoven talebinin önümüzdeki beş yıl içinde %3 ile %5 arasında bir oranda artması bekleniyor. Büyüyen üretim alanları, artan ağaç hamuru kullanımı ve diğer bazı ürünlerdeki artışlar, tekstil elyaf tüketimini oran bazında olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak, yeni ürün geliştirme ve yeni uygulamalardaki büyüme herhangi bir düşüşü telafi etmekle kalmayıp, tekstil elyaflarının tüketimini miktar olarak artıracaktır.
Gelişmekte olan ülkelerde nonwovenların kullanımının 2001'den 2006'ya kadar yıllık olarak %10-12 oranında artması bekleniyor. Bu ülkelerin çoğundaki nonwoven ara ürünlere olan talep, şu andaki mevcut üretim kapasitelerinden %50 ya da daha büyük oranda fazladır. Nonwoven ürün rakamlarındaki çift haneli büyüme, özellikle de Çin Halk Cumhuriyeti'nde, yerel ya da yabancı yatırımcıların artan üretimleriyle ve aynı zamanda da özellikle nonwoven ara malların büyük orandaki ithalatıyla sağlanacaktır.


Polyester ve Polipropilende Büyüme
Amerika ve Batı Avrupa, nonwoven kumaşların üretiminde kullanılan tekstil elyaflarında benzer tabloya sahipler. Polipropilen, her iki bölgede de egemen bir konuma sahip ve bu egemen elyaf, konumunu, tahminlere göre Amerika’da %3.3, Batı Avrupa'da ise %6 oranında artırmaya devam edecek. Polyester Japonya'da nonwovenın ana maddesi olmaya devam etmekte ve bunu da polyester reçinesine borçludur. Japonya'daki polipropilen tüketiminin %7'ye çıkması beklenmektedir.
SRI Cosulting raporu, "Nonwoven" kumaşların dünyanın ana üretim ve tüketim ülkelerindeki pazar, ticaret ve fiyat eğilimlerini inceleyerek üreticilerle ilgili bilgileri sunmaktadır.


Nonwoven Üretimindeki Tekstil Elyaf Tüketimi
Ortalama Yıllık Büyüme % 2001 Yılı
Kişi Başına
1988 1997 2001 1994-1997 1997-2001 Elyaf Tüketimi
Gelişmiş
ABD/Kanada 0.49 0.82 0.99 5.8 4.8 3.2
Batı Avrupa 0.33 0.63 0.82 7.4 6.8 2.1
Japonya 0.12 0.28 0.35 9.9 5.8 2.8
Toplam 0.96 1.72 2.16 %4.6 %5.7 3.0
Gelişmekte olan
Latin Amerika - 0.15 0.22 - 10.1 0.4
Çin - 0.13 0.41 - 34.3 0.3
Diğer Asya - 0.13 0.52 - 41.4 0.2
Diğer 0.11 0.18 0.23 8.0 6.9 0.4
Toplam 0.11 0.59 1.38 %20.5 %23.9 0.3
Genel Toplam 1.06 2.21 3.53 %9.0 %11.2 0.6


1997-2001 döneminde dünya nonwoven kumaş endüstrisindeki tüketim ortalama yıllık %11.2 oranında büyüdü. Nonwoven kumaş üretimine yönelik elyaf tüketimi 3.5 milyon tona ulaştı.
Üretim Miktarları
2001(ton) % 2002(ton) %
Batı Avrupa 1,115,700 30.5 1,203,100 30.7
Kuzey Amerika 1,024,000 28.0 1,074,000 27.4
Japonya 298,000 8.1 296,000 7.6
Çin 417,000 11.4 477,000 12.2
Diğer ANFA Üye Ülkeleri 238,700 6.5 244,700 6.3
Diğerleri 560,000 15.3 620,000 15.8
Toplam 3,653,400 100.0 3,915,500 100.0


Nonwoven pazarında eğilimler ve ürün gelişimleri
2001'de Japonya'nın nonwoven üretimi, önceki yıla göre düşüş yaşadı ve bu, Güneydoğu Asya kaynaklı artan ithalatın ve diğer sektörlerdeki durgunluğun sonucunda meydana gelen, Japon nonwoven endüstrisinde negatif yöndeki ilk büyümeydi. Bu zor durumun üstesinden, kendine özgü fonksiyon ve düşük maliyete odaklı yenilikçi ürünlerle gelinebilir. Çok Elyaflılar Anlaşması (MFA) tarafından belirlenen ve 2004'ün sonunda kalkacak olan kotalar nedeniyle Asya'dan, özellikle de Çin'den batıya tekstil ihracatında artış bekleniyor. Bu da fiyat ve kalitede sert bir rekabete neden olacak ve yüksek katma değerli Japon nonwovenları için yeni fırsatlar yaratabilecek. Çin tekstilinin daha da gelişmesi diğer ülkeleri de tehdit ediyor; ama Çin'in geniş yelpazesi ve rekabet edebilir kaynaklara sahip olması, Japon nonwoven ürünlerinin batıya ihraç edilmesi açısından yararlı olabilir. Nonwoven teknolojisindeki eğilimler üç gruba ayrılmakta: fonksiyon geliştirmek ve eklemeye yönelik teknolojiler, kalite-kontrol ve uyumluluk gibi kalite geliştirmeye yönelik teknolojiler ve farklı materyalleri, işlemleri veya yapıları birleştirmek için kompozit teknolojisi. Kompozit teknolojisi nonwovenların performansını artırmak veya değer eklemek için en uygun yöntemdir. Birçok üretici, kompozit nonwovenlar üretebilmeye odaklanıyor.

Avrupa, Norveç ve İsviçre'deki otomotiv tekstillerinin satışı 2001'de 253.000 tona ulaştı. 2008 yılı için % 1.6 oranında bir artış bekleniyor. Ürünler, hava yastıklarından emniyet kemerlerine, yer kaplamalarına, halılara, paspaslara ve döşemeciliğe hatta otomobil lastiklerine ve kapı panellerine kadar uzanmaktadır. Polyester elyaf, % 41.7'lik bir payla 105.000 ton ile otomotiv tekstillerinde en fazla kullanılan elyaftır. Hava yastıkları ve yer kaplamalarında kullanılan polyproplen elyaflarının 2008 yılında polyesterden pay alması bekleniyor. Daha ucuz olan Asya ithalatından artan bir baskı gelmekte. Geri kazanımlı elyaflardan üretilen otomotiv nonwovenları, gelişmiş bir güvenlik ile düşük bir tekstil ağırlığı ile pazarda talep görmektedir. Ürün kalitesi, kısa teslim süresi ve sürekli araştırma ve geliştirme için birlikte çalışma, otomotiv endüstrisinde hala önemini korumaktadır.


INDA verilerine göre; Kuzey Amerika nonwoven tüketimi 2001 yılında % 41 artarak 964.000 tondan 1.004.000 tona çıktı. 2006 yılına kadar yıllık % 6.3'lük bir artış öngörülüyor. Kullanılıp atılan ürünler için kısa ömürlü pazarların, çocuk bezi ürünlerin daha fazla kullanımıyla ve daha fazla eşofman ve yetişkin bezleri kullanımıyla yılda % 6.9 oranında büyümesi bekleniyor. Yeni kadın bağı ürünlerinin piyasaya tanıtımı, 2001'de sektörde 2 milyar m2'den daha fazla ve % 8'lik bir artışa neden oldu. Kadın bağı satışları 2 milyar $'a ulaştı. Dayanıklı nonwoven tüketimi 2001'de düşerken, sektörün 2006 yılında %4-5 oranlarında büyümesi bekleniyor. Bir INDA analizi dünya genelinde 110'dan fazla ve yıllık 200.000 tondan fazla spunlace nonwoven üreten şirket olduğunu gösteriyor. Çift haneli büyüme oranları ile Kuzey Amerika spunlace üretiminin 2006 yılında en az %45 büyümesi bekleniyor. Tüm Kuzey Amerika nonwoven üretim kapasitesi üretime yeni başlayan 16 hattı ile daha fazla hava barındıran kağıt hamuru ve iğneleme teknolojileri kullanarak 2001'de 150.000-172.000 ton arttı.
Mühendislik nonwoven kumaşları şu anda 40'tan fazla oto üretim parçasında kullanılıyor. Halıya yönelik nonwovenlar, oto tekstillerinde kullanılan nonwovenların %43'ünü, izolasyon %17'sini bagaj ve kaporta astarları ise %23'ünü oluşturmaktadır. Mühendislik nonwoven kumaşları hafiftir, yakıt verimliliğinin geliştirilmesine olanak sağlar ve karmaşık şekillere sokulabilir. Kalınlık, rijitlik ve elyaf kompozisyonu gerekliliklere göre ayarlanabilir. Nonwovenları, 1000-2000 F arası sıcaklıklara dayanabilir hale getirmek için cam elyafı, bazalt ve silis ürünleri kullanılabilir. Hafif olan polyester bazlı kumaşlar, yüksek akustik izolasyon performansı gösterir. Spunbond kumaşlar, oto endüstrisindeki nonwovenların %66'sını oluşturmaktadır. Ayrıca otolarda kullanılan kumaşların %27'si iğnelemeli, %6'sı spunlace kumaşlardır. Nonwoven kumaşlar, oto üreticilerinin, alışıldık ürünlerin güçlülüğünü ve dayanıklılığını karşılaştırarak daha düşük maliyetle daha iyi bir renk uyumu sağlayarak kendi materyallerinin düşük maliyetli olmasına yardımcı oluyor.


JETlace Nonwovenlar İçin Lyocell Elyafları
Su jetiyle bağlamalı nonwovenlar şu anda toplam olarak 280.000 ton/yıldan daha fazla ve bu da dünya nonwoven üretiminin yaklaşık olarak %8'ini oluşturmaktadır. Su jetiyle bağlanmış nonwoven ürünler kimyasal yapıştırıcı içermez, rahat ve cildinizin dostudur. Proses, farklı elyafların kompozitlerinin üretilmesine izin verir ve bunlara üç boyutlu elyaflar da dahildir. Rieter Perfojet'in JETlace 3000 teknolojisi patentli bir yoğunlaştırıcı ön nemlendirici üniteye sahiptir ve bunu, jet parçalarının olduğu bir dizi tambur izler. Microperfore tambur bağlama verimliliğini artırır ve enerji tüketimini azaltır. Selülozik elyaflar, hijyenik ve tıbbi nonwovenlarda büyük oranda kullanılırlar. INDA, nonwoven endüstrisinde 2001'de, 390.000 ton kağıt hamuru, 230.000 ton viskon ve 60.000 ton pamuk olan rakamların, 2006 yılında sırasıyla 760.000 ton, 310.000 ton ve 70.000 ton olacağını tahmin ediyor. Şimdiye kadar lyocell elyaflarının %90'ı, klasik dokuma veya örme ürünlerde kullanıldı. Lyocell, JETlace prosesine uygundur. Viskona göre daha iyi ıslak ya da kuru özellikler sunuyor ve polyesterle kıyaslanabilecek ürünlerdir. Lyocell elyafları, viskonla fiyat açısından rekabet edebilecek niteliktedir ve su jetiyle bağlamalı (spunlace) teknoloji bazlı ürünlerin gelişimi için bir potansiyel sunmaktadır.


3. Nonwoven Kumaş Özellikleri

Dokunmamış tekstil yüzeylerinin imali için örneğin iğnelenmiş dokunmamış yüzey için gerekli olan serici, ön ve esas iğneleme makineleri her geçen gün daha da geliştirilmekte buna paralel olarak da araştırma geliştirme çalışmalarına önem verilmektedir. Avrupa'daki ileri tekstil makineleri endüstrisi 70 yılı aşkın bir teknolojik birikime dayanır. Günümüzde malzeme teknolojisinin çok gelişmiş olması, kalın elyaf yerine çok ince sonsuz elyafın üretilmesini mümkün kılmaktadır. Dokunmamış yüzeylerle ilgili çalışmalar 50'lerden sonra hız kazanmış, özellikle dokunmamış yüzey imalinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. İpliklerin birbirine dik yönde kesişim yaparak oluşturduğu dokunmuş yüzeylere karşın dokunmamış yüzeylerde lifler çok yönlü ve karışık yapıdadır. Dokunmamış yüzeylerdeki bu karmaşık yapı izotrop (tüm yönlere etkiyebilen dış yükler altında aynı mukavemeti gösterebilme özelliği) malzeme özelliği kazandırılmaktadır.
Geçmişte,pullu yüzeyi sayesinde hayvan liflerinin birlikte bir katman olarak bir araya getirildiği keçeleştirme hariç kumaş oluşturmak için mutlak olarak iplik kullanılmaktaydı.
Genellikle nonwoven kumaşlar,liflerin katman veya tülbent haline getirildikten sonra her hangi bir yolla bir arada kalmalarının sağlayıcı bir yöntemle kuvvetlendirilmeleriyle yapılır,
Bu kumaşlar kumaş üretim hızım arttırarakişçi sayısının ve İmalatta gereken işlem miktarını azaltarak maliyeti düşürürler.
Nonwoven kumaşların özellikleri elyaf tülbendinin hazırlanma şekli,kullanılan elyafın tipi ve inceliğine, tülbendin kalınlığına ve yapıyı kuvvetlendirmede
kullanılacak metotlara bağlıdır.
İlk nonwoven kumaşlar görünüş,tutum ve dökümlülük Özellikleri bakımından çekici değildi- Bu kumaşların karakteristikleri geliştirildi fakat hala dokuma ve örme kumaşlarla karşılaştırıldığında istenen tutum ve dökümlülük özelliklerine sahip değiller, Nonwoven kumaşta lifleri bağlayan yapıştırıcılar,kumaş örtülmek istendiğinde kumaşın gerekli çift katlanmasını sağlayıcı eğilme ve kayma hareketlerini engellemektedir.

Sözü edilen özelliklere ilave olarak son kullanıma bağlı olarak şu özelliklerde beklenebilir:

• İyi şekillendirilebilme

• Islak ve kuru halde temizleme çözücülerine yeterli dayanıklılık

• Yüksek emicilik

• Toksik ve alerjik malzeme içermeme

• Tüy oluşturmayan yüzey

• Aşınma dayanımı

• Boyutsal kararlılık

• Şeklini muhafaza edebilme

• Belirli seviyede buruşukluğu giderebilme

Giyimde ara astar ve izolasyon vatkası olarak kullanılması ilgi çekmektedir ama nonwoven kumaşların asıl kullanım alanlarının incelemekte fayda vardır.Nonwoven kumaşlar kullandıktan sonra atılan yan dayanıklı ve dayanıklı ürün olarak sıkça kullanılır. Hijyenik ve emici ürünler en fazla kullanılanlardır. Bunun yanı sıra inşaat mühendisliğinde de kullanımı artmaktadır.
Farklı jeotekstillerde kullanılabilen nonwoven kumaşlar yer döşemelerinde özellikle "tufting" tabiriyle bilinen şekliyle oldukça yaygındır. Ev tekstilleri ve otomotiv sanayii de kullanım alanları olarak sayılabileceği gibi bunlara özellikle son dönemlerde üzerinde durulan askeri uygulamalarda eklenmelidir. Bu sayılan kullanım alanları içerisinden yer döşemeleri ve ev tekstillerinde nonwoven yüzeylerin kullanımı detaylı olarak incelenecektir. Son yıllarda uygun kullanım ve ekonomiklik avantajlarıyla ev tekstili ve yer döşemeliklerinde de nonwoven yüzeylerin kullanımında bir artış süregelmektedir.

4 . Nonwowen Elyafları
Nonwoven üretiminde kullanılan elyaflarda %62 ile polipropilen, %24 ile polyester ve %8 ile viskoz rayon başı çekiyor. Tıbbi ürünler ve telada viskoz yerini PP'ye bıraktı.
Elyaflar nonwoven'ın temel birimidir. Nonwoven'ın kullanımı, özellikleri, estetiği ve performansı büyük ölçüde bileşen elyaflara bağlıdır. Elyaf, doğal veya yapay olsun, kumaş oluşturma özelliklerine ve yüksek uzunluk-en oranına sahip herhangi bir maddedir. Nonwoven üretiminde, hem sentetik hem de doğal olmak üzere geniş bir elyaf yelpazesi kullanılmaktadır. Ağırlıklı olarak kullanılan elyaflar polipropilen, polyester ve rayondur. Bu üç elyaf tipi, tüm nonwoven elyaf piyasasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Örneğin, Batı Avrupa'da bu üç elyaf 1997 yılında nonwoven endüstrisinin ştapel elyaf tüketiminin %70'ini oluşturmaktadır.
Elyafların Sınıflandırılması
Doğal veya yapay olduklarını belirleyen ve elyaf kökenlerini temel alan sistem, elyafların sınıflandırılması için uygun bir sistemdir. Doğal elyaflar, kökenleri temel alınarak üç ana kategoride sınıflandırılabilir:
Hayvansal elyaflar: Protein bazlı (yün ve kıllar: koyun yünü, alpaka, deve, kaşmir, moher, lama, at kılı, inek kılı); hayvan kürkleri (tavşan, vizon, misk sıçanı ve sansar) veya böcek bazlı olabilir (ipekböceği, örümcek salgısı).
Bitkisel elyaflar: Selüloz esaslı çekirdek elyafları (pamuk, kapok), sak kabuğu veya sap elyafları (keten, kenevir, jüt ve kenaf), yaprak elyafları (abaka, sisal, palmiye, ananas ve yukka), meyve elyafı (hindistancevizi lifi), veya gövde elyafları (çeşitli tipte odun hamuru).
Mineral elyaflar: Asbest, mineral yünü ve bazalt dahil olmak üzere kaya bazlı elyaflar.
Yapay elyaf kategorisinde elyafların sentetik ve rejenere olarak sınıflandırılması uygundur. Rejenere elyaflarda, kurucu polimer doğal bir kaynaktan elde edilir, ancak kullanılabilir elyaf formuna getirmek için kimyasal ve/veya mekanik işlemlere tabi tutulur. Rayon elyafı da doğal halde bulunan selülozdan (genellikle odun selülozu) elde edilir. Bunun klasik elyaf işleme ekipmanında çalışılabilecek elyaf şekline dönüştürmek için kimyasal ve fiziksel işlemlere girmesi gerekir.
Nonwoven'larda ise önemli miktarda kullanılan elyaf sayısı daha azdır ve daha iyi yönetilebilir. Nonwoven teknolojisi için aşağıdaki elyaflar önemlidir (özel bir önem sırası yoktur):

- Rayon
- Polyester
- Pamuk
- Polipropilen
- Naylon
- Odun hamuru
- Cam
- Karışım kimyasal elyaf kompozisyonu

Elyaf Tüketimi
Önemli nonwoven üreticisi bölgelerden elde edilen veriler, olefin temelli elyafların öneminin arttığını açık bir şekilde göstermektedir: Bazı doğal elyaflar, rayon ve polyester yerine, PP ve PE elyafları daha çok kullanılmaktadır. Elyaf tüketimindeki bu kaymanın en büyük nedeni, dünya genelinde emici ürünler olarak olefin bazlı nonwoven kullanımının artmasıdır.
Japon Kimyasal Elyaf Birliği'nin (JCFA) tahminlerine göre, 1997 yılında dünyada kimyasal elyaf üretimi 23.85 milyon ton olmuştur. Bu miktar 1996'dan %8.5 daha fazladır. Buna rayon dahil, ancak doğal elyaflar hariçtir. Polyester stapel üretimi %12.1, naylon elyaf üretimi %4.7, selüloz esaslı elyaf üretimi % 3.4 ve akrilik stapel üretimi ise %5.2 oranında artmıştır. Bununla birlikte, toplam üretimin sadece küçük bir kısmı nonwoven üretiminde kullanılmaktadır.
Amerika'nın tüketimi: Elyaf İktisadi Bürosu'ndan elde edilen değerler nonwoven için yapılan, kesikli elyaf sevkiyatlarındaki artışta, 1998'de iyice belirgin olarak polipropilen ağırlıklı olmak üzere, olefin elyafları liderdir. Polyester kesik elyaf sevkiyatları da, her ne kadar dolgu malzemesi olarak polyester elyaf tüketimi düşmüş olsa da, 1998'de 1997'ye göre biraz daha fazlaydı. Rayon ise 1998'de biraz artış gösterdi, ancak toplam elyaf tüketimindeki payı düşmeye devam etti.
Polyester ve olefin fiyatları genel olarak 1998'de düşüş gösterirken, rayon fiyatları arttığı için, rayon rakamları bu durumdan etkilenmiş olabilir. Ancak uzun vadede rakamlar incelendiğinde rayon tüketimindeki düşüş görülecektir. 1989 yılında, nonwoven için kesikli rayon ştapeli sevkiyatı, 1998'deki düzeyin neredeyse iki katı bir miktarda, yaklaşık 100 milyon lb olarak gerçekleşmiştir. Genel olarak, nonwoven üretimi için polyester ve olefin sevkiyatları, 1998 yılında toplam kesikli elyaf sevkiyatının %23'ünün biraz üstündedir, 1997'ye göre bu rakam %21 daha fazladır.
Batı Avrupa tüketimi: Her ne kadar 1996'dan 1997'ye kadar nonwoven'larda toplam polipropilen kullanımı artmışsa da, en hızlı yükselen pazar PP'nin polimer granül tüketiminin %61'ini oluşturduğu spunmelt uygulamaları olmuştur. Avrupa'da PP kesik elyaf tüketimi 1997'de %1'den daha az arttı ve kuru serim nonwoven'larda kullanılan ştapel elyafın sadece %41'ini oluşturuyordu.
Karşılaştırma yapılacak olursa, polyester ştapel tüketimi %7 civarında, rayon tüketimi de %14'ün üzerindeydi. 1997'de kuru serim nonwoven'larda sırasıyla %18 ve %16 tüketim oranına sahipti. 1997'de odun hamuru dışında doğal elyafların kullanımı çok az arttı ve özellikle pamuk, bölgede geniş kullanım alanına sahip bir elyaf değildir.
Japonya'nın üretimi: Kimyasal elyaf üretimi 1998'de %5.4 oranında düştü, bu da 1993 yılından beri en düşük yıllık üretim rakamı oldu. 1997'deki %1 gibi küçük bir artıştan sonra, bütün kimyasal elyafların üretimi 1.82 milyon tondan 1998'de 1.72 milyon tona düştü.
Kesik rayon elyafı ve naylon için en büyük düşüş oranları bildirilmiştir. Bunların üretimi sırasıyla %12.5 ve %9.3 oranlarında düşerek 95.000 ton ve 191.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Diğer bütün elyaf çeşitlerinin de üretimi düşmüştür; polyester ştapeli %5.8, asetat ise %10'un üzerinde düşüş göstermiştir. Polipropilen ve akrilik üretimi ise çok az oranda düşüş gösterdiği için nispeten değişiklik yaşanmayan elyaflardır.
Nonwoven yüzeylerde pek çok doğa! ve kimyasal lif kullanılabilmektedir. Ancak son dönemlerde kimyasal liflerin kullanımı oldukça yoğunlaşmıştır. Yapıda kullanılacak lif mamulün kullanım alanına göre belirlenmekte olup beklenen kullanım performansı doğrultusunda bu performansı sağlayabilecek özellikte lifler seçilmektedir. Nonwoven yüzey üretiminde kullanılan başlıca kimyasal lifler bir tablo halinde aşağıda sunulmuştur. Ev tekstili ve yer döşemeliklerinde kullanılan lif özellikleri ayrıntılı olarak incelenecektir.
Kimyasal liflerin yanı sıra doğal liflerde kullanılmaktadır. Fakat son dönemlerde kullanımları oldukça azalmıştır. Bunun başlıca sebebi doğal liflerin fazla safsızlık içermesi ve temizlik işlemlerinin zorluğu; yanı sıra yetersizliğidir. Bu bağlamda doğal liflerin detaylı incelenmesine girilmeyecektir. Ama bazı doğal lif Performanslannın kimyasal liflerce yakalanamadığı gerçeği doğrultusunda pamuk,yün ve jüt gibi yer döşemelikleri İle ev tekstilierinde kullanılan lifler kısaca işlenecektir.



POLİAMİD

Lif üretiminde özel karakteristikleri: Poliamid liflerinin genel gurubu, poliamid molekülünün tekrarlanan amid gruplarındaki karbon atomlarının sayışma göre sınıflandırılır ve bunlardan üç tanesi, naylon 6.6, naylon 6 ve naylon 11, endüstriyel öneme sahiptir. Naylon eriyikten üretim tekniği ile filament haline getirilir. Kömür ve katran'dan elde edilen hekzametilen diamid, naylon 6.6'nın ana bileşenidir.

Poliamidlerin Özellikleri:

Mukavemet: Naylon normal ve yüksek mukavemetli olmak üzere iki değişik türde üretilir. En hafif tekstil elyaflarından biri olmasına karşın en mukavemetlilerinden biridir. Bundan daha mukavemetli olan sadece aramid ve cam elyafıdır- Elyafın mukavemeti yıkama île düşmez. Bu yüzden ince şeffaf örgülerde, perde bluz döşemelik ve halıda başarı ile kullanılmaktadır. Sadece ince ve dayanıklı olması ile değil, sert ve katlanabilir olması ile de tanınır. Naylon en yüksek aşınma haslığınasahip elyaftır. Sürtünme, eğilip bükülmeye son derece dayanıklıdır. Kesik naylon elyafının sürtünmeye karşı haslığı filamentine kıyasla daha yüksektir.

Elastikiyet: Naylon bilinen elyaflar arasında elastikiyeti en yüksek olanlardan biridir. Ancak bu elastikiyet elasto grubuna dahil olan kadar değildir. Gerildikten sonra kendi haline bırakıldığında tekrar eski haline döner.

Isının etkisi:Naylon kumaşlar ısıyı iyi iletmezler. Naylon giysilerin serin ve sıcak tutması İplik ve dokuma konstrüksüyonuna bağlıdır. Düzgün, yuvarlak kesitli ince naylon filamentlerden dokunan kumaşlar havayı ve dolayısıyla ısı ve soğuğu zor iletirler.

Su Emicilik: Naylon çok fazla rutubet emmez. Naylon filamentterden yapılmış kumaşlarda rutubet elyaf içine nüfuz etmez. Rutubet elyaf üzerinde kalır. Bu yüzdendir ki naylon giysiler çabuk kurur. Bu tür kumaşlar yağmurluk ve pardesü yapımında kullanılır. Kesik naylondan üretilen kumaşlar İse o kadar fazla çabuk kurumaz. Naylonun az rutubet almaşı sıcak ve nemli ortamlarda problem yaratır.

Temizlenebilme ve yıkanabilirlik:Eğer naylon ipliğine antistatik madde verilmişse veya kumaş antistatik terbiyesi görmüşse naylon kumaşlar kolay kir tutmaz ve uzun süre temiz kalır. Eğer bu yapılmamışsa kumaş yıkandıktan sonra son durulama suyunu veya kurutma esnasında antistatik madde verilebilir, Naylon ılık su ile yumuşatılmış suda sabun veya deterjan ile yıkanır.

Ağartmanın etkisi: İyi korunduğu takdirde naylon beyazlığım kaybetmez.Ancak üzerindeki terbiye maddeleri veya birlikte yıkandığı başka kumaşlardan boya almaşı halinde sararır veya grileşir.

Şekil muhafaza : Naylon iyi stabliteye sahiptir. Islandıktan sonra formunu muhafaza
eder.

Sıcak hava tekstüresi yöntemiyle kıvırcıklandırılmış 'hacimli sürekli filament' iplik halde kullanımı özellikle halı üretiminde son derece yaygındır. BCF ve soğuk hava jetli tekstüre edilmiş naylon iplikleri halılarda, döşemeliklerde, dekoratif örme eşyalarda, ev giyiminde, günlük ve hafif ağırlıklı spor giysi ve çoraplarda kullanılır, Dünya pazarında mevcut naylon lifinin yaklaşık 2690 milyon tonu filament,675 milyon tonu ise kesikli lif halindedir.

Naylon lifi termoplastik olduklarından life ısıl işlem İle boyutsal karalılık kazandırılabilir. Isıl işlem uygulanarak naylon lifinden yapılmış olan kumaşlardan kabartma yüzeyler, pile, külotlu çorap ve tayflarda olduğu gibi kalıcı şekiller verilebilir. Naylon 6.6 lifinin erime sıcaklığı 250 C iken naylon 6 lifinin erime sıcaklığı 210 C, diğer yaygın poliamid lifi olan Naylon 11 lifinin ise erime sıcaklığı sadece 185 C'dir. Naylon 11 lifinin üretimi çok azdır. Yukarıda belirtildiği gibi naylon 6.6 ve naylon 6 lifleri arasındaki ısıl davranış farklılıktan sayesinde bu polimerlerin birleşiminden
oluşan bi-komponent lif kullanarak dokusuz yüzey oluşturmak mümkündür. Düşük erime sıcaklıklı naylon, filamentin dış yüzeyinde yer alır ve ısı altında eriyerek liflerin birbirine bağlanmasına ve dolayısıyla bir yüzey oluşumuna imkan verir. Eğer işçi tulumlarının geleneksel dikiş yerine dikişsi yapıştırılmalı olması hedefleniyorsa, Naylon 6'nın düşük erime sıcaklığı onun bu maksatla kullanımım sağlar ve onun yumuşak ve hoş tutum avantajı ile birlikte önemli bir avataj teşkil eder.

Dünya naylon üretiminin %27'sinin halılarda, %31'nin evde ve giysilerde,geri kalan %35'inin ise endüstride ve reçinelerde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Lif üretiminde çok yönlülük life çeşitlilik sağlar ve bu da halılarda teknik dizayna katkıda bulunur. Mesela dört delikli bir naylon filamenti, halıda hav hacimliliği, halının kirlenme direncini artırır ve statik elektrik kontrolünü sağlar.



Nonwoven yüzeylerde kullanılan kimyasal lifler tüketim miktarına göre:

UYGULAMA
KULLANILAN LİF

Konfeksiyon Selülozik,polyester,poliamid

Mobilya ve ev kumaşlarında Selülozik,polyester,poliamid
Polipropilen

Temizleme ve silme bezlerinde Selülozik, polyester, poliamid
Polipropilen
Tıbbi kullanım Selülozik,polyester,poliamid
Polipropilen

Endüstriyel uygulama Selülozik,polyester,poliamid
Polipropilen
Yer döşemelerinde Polyester,poliamid,polipropilen

POLYESTER

Lif üretiminin karakteristikleri: petrol endüstrisinden temin edilen polietilen edilen polietilen terephthalat (PET) ve sadece çok özel kullanımlar için sınırlı miktarlarda üretilen politetrametilen terephthalat (PTMT), polimerinden filamentler eriyikten üretim tekniği ile elde edilir.

PET ipliği filament veya çeşitli uzunluk ve incelikte kesikli lif olarak üretilebilir. Üretilecek lifin incelik ve uzunluğu lifin pamuk yada yünle mi işleneceğine göre, veya ipek benzeri mi yoksa pamuk benzeri mi yada farklı bir tutumda mı olacağına göre belirlenir. Filament iplik yada tow molekülleri yönlendirmek ve lif mukavemetini arttırmak için çekilir. Kesikli lifler kıvırcıklandırılır. Hafif olmaları ve iyi izolasyon yaptıklarından içi boş (hollow) filamentler, yorganlar, uyku tulumları ve parkalarda dolgu lifi olarak kullanılır.

Genel özellikleri ve kullanımları: PTMT daha düşük bir erime sıcaklığına sahiptir ve PET'den daha kolay boyanır. Tekstüre iplik halinde streç kot pantolonlarda ve farklı büzüşmeler dolayısıyla hacimlilik ve streç oluşturdukları için PET/PTMT bileşim ipliği olarak da giysilerde ve ince külotlu çoraplarda kullanılabilir.

Standart poliesterin uzama direnci iyidir ve bu farklı bir tutum, kırışıklık tutmama ve kullanımda iyi boyusal kararlılık verir. Poliester düşük yüklerde kolayca uzayamadığından külotlu çorap ve taytlar için uygun değildir ancak bu uygulamalarda PTMT daha başarılıdır. Pet aşınmaya karşı iyi dayanımlıdır, ama karışımlarla kullanıldığı zaman eğer özel lif veya özel bitim işlemi uygulanmamışsa, statik elektrik yüklerinin oluşumu lifin düşük nem alma özelliği ile izah edilir. Poliester kesik lif ve filament halinde dikiş ipliklerinde kullanılır. Lif ultra-viole ışınları tarafından bozunmaya dirençlidir.

Lifin termoplastik olma özelliği, lifin kıvrım sabitliğine ve kumaşlarda ısıl muamele ile elde edilen boyutsal sabitlemeye katkıda bulunur.

Hava-jetli ve yalancı büküm tekstüre teknikleri ile filament İpliklere kıvrım verilerek tutum, hacimlilik ve elastik geri dönme özellikleri iyileştirilir Oluşturulan esneklik seviyesine bağlı olarak tekstüre edilmiş poliester iplikler spor giyimde kullanılır, Uygun seçilmiş poliester lifi koruyucu giysi,yelken, filtre kumaşı ve araba tavan kaplamasında kullanılan yumuşak kompozitler ve araba kaportasında kullanılan sert kompozitleri de içeren fonksiyonel ve endüstriyel amaçlar için kullanılır.

POLİPROPİLEN

Polipropilen üretim şekli üreticiye göre değişmektedir. Bazı üreticiler elyafla boyanabilirlik, ışık haslığı, ısıya dayanıklılık ve elyaf kesitinin şekline önem vermektedir. Propilen gazi uygun metal komponentleri polimerize edilmesi suretiyle inceltilir, Propilenden oluşan polimer seyrelti içinde katalisti dekompoze edilmek için kirlenir. Ardından filtre edilerek saflaştırılır ve polipropilen reçinesi tozu haline getirilir. Bu reçineye polipropilen ısı ve ışık haslığını arttırıcı katkı maddesi ilave edilebilir.

Reçine daha sonra eritilerek ekstruder ve düze üzerinden fılament çekilir. Molekül oryantasyonunu sağlamak, elyaf mukavemetini yükseltmek, sürtünme haslığı ve elastikiyet kazandırmak için düzeden akan filamentler bir miktar çekilir. Çekim ne kadar fazla olursa mukavemet o oranda yükselir. Fakat elastikiyet düşer. Elyafın elastikiyet ve çekmesini sabitleştirmek için ısı altında fikse edilir. Lifler ekstrüzyon ile üretilir fakat büyük çoğunluğu şerit yada şerit olarak kesilmek üzere film olarak ekstrüzyon yapılır. Şeritler, sicim yada halat oluşturmak üzere bükülür veya dokumada doğrudan kullanılır. Kesikli formda lif üretmek üzere tow da üretilir. Gerilim altında şerit bükmek fibrilasyona sebep olur ve bu neticede lifsi yapıda bir sicim üretilir.

Özellikleri ve kullanım alanları: Polipropilen düşük erime sıcaklığına sahiptir. Islak iken mukavemetli olmasına ve bu mukavemetini kaybetmemesine rağmen, çekme modülü normal poliamid den daha düşüktür ve düşüktür ve elastik geri dönmeye ve kötü sürünme davranışına sahiptir.
Tekstil lifleri arasında en düşük yoğunluğa sahiptir ve bu yüzden ağırlığına göre iyi örtücülüğe sahiptir. Kırışıklık tutmaz ve ince lif formunda tuşesi yumuşaktır- Lifler arasından suyun kolayca hareket edebilmesinden dolayı iyi fitil yani kılcallık etkisiyle suyu aktarma özelliğine sahiptir. Alev alam özelliği vardır ama %100 polipropilen
kendi kendini söndürücüdür. Öte yandan yanıcılığı, diğer yanıcı liflerle karşılaştırıldığında daha da artar. Kimyasal dayanımı iyidir ama kuru temizleme için uygun değildir. Polipropilen leke ve kirleri kolayca bırakır ama yağları üzerinde tutma eğilimindedir.


Polipropilen şerit ve lif formunda kullanılabilir. 2-3 mm genişliğindeki şeritler doğrudan mekiksiz dokuma makinalarında, şerit bükülmeden düz duracak şekilde dokunabilir öyle kumaşların temel kullanım yeri bir zamanlar Jüt kumaşlar tarafından yerine getiren halı zemin dokumaları, çuvallar ve balya sarma kumaştandır. 10 mm veya daha geniş şeritler halat yapmak için bükülürler.

Polipropilen lifinin diğer önemli kullanım alanı da halıların havıdır. Burada kullanım bulmasının nedeni, hafiflik, yumuşak tutum ve ezildikten sonra yeterli geri dönme gibi özellikleridir.

Polipropilen kesil elyaf, iğnelenmiş keçe yada tafting halılarda genellikle yünlü veya naylon ile karışım halde eğrilmiş iplik olarak kullanılır. Tekstüre edilmiş filament polipropilen iplikler ise artarak halılarda kullanılmaktadır. Polipropilen lifinin diğer bir kullanım alanı dayanıklılık ve kolay leke çıkarma özelliklerinden dolayı döşemelik kumaşlardır.

Polipropilen lifler halı altlığı ve hijyenik tekstil maksadıyla dokusuz yüzeylerde Kullanılır.Hijyenik tekstil polipropilen lifinin iyi fitil etkisi özelliğinden yararlanır.

Halen en belli başlı giyim ürünü, termal iç çamaşır ve çorap gibi kuru temizleme gerektirmeyen örme eşyalardır. Kaba polipropilen lifleri binalarda, inşaat mühendisliğinde ve diğer bir dizi amaçlarla kullanılır.

POLIVİNİL KLORÜR LİFLERİ

Viniliden klorür ışıkta kolayca polimerize olur. Formülde lifin genel yapışı görülmektedir. Katalizör olarak peroksitler kullanılır. Yumuşama noktası yüksek ve organik çözücülerde kolayca çözülmeyen bir polimer elde edilir. Taşıdığı özellikler dolayısıyla lif haline gelebilme yeteneği yoktur. Bu nedenle polimerleşme sırasında başka polimerlerle karıştırılarak kopolimer halinde elde edilir. Böylece özellikleri düzeltilir. Bu kopolimerlerden en önemlisi Saran'dır. Velon olarakta isimlendirilen saran, %13 PVC, %2 PAN İçeren bir poliviniliden klorür kopolimeridir.

Saran liflerinin üretimi 180 C 'de yumuşak-eğirme ile yapılır. Filamentlere soğukta 4 kat germe-çekme yapılır. Yoğunluğu 1.68-1.75 g/cm3 dür. Bu değerler ile ağır lifler arasında yer alır- Nem çekme özelliği %0 dir. 24 saat su içinde kaldığında bile %0.1 kadar su absorblar bu hidrofobik özellik, boyamada kendini gösterir. Üretim sırasında kendisi ile karışabilen,pigmentler ilavesi ile kütle boyama yöntemine göre boyanabilir. Organik çözücülere karşı duyarlı olmadığı gibi, kuvvetli veya zayıf asit ve
bazlardanda etkilenmez. Güneş ışığına karşıda dayanıklıdır. Sürtünme direnci çok yüksek olduğundan tüylenme yapmaz. Esnekliği fazladır. İsıya dayanıklılığı yoktur. 75 C derecenin üstündeki sıcaklıklarda önce kısalır ve daha sonra dayanıklılığı kaybeder. 115 C yumuşamaya başlar.


JÜT LİFLERİ

Jüt lifleri dünyada pamuktan sonra en çok kullanılan bitkisel liftir bu liflerde pamuk gibi yıllık bitkilerden elde edilir. Kimyasal yapı olarak jüt lifi oldukça dayanıklı bir liftir yapısında şu maddeler bulunmaktadır:

• %60 selüloz

• %26 hemiselüloz

• %1 yağlar ve vakslar

Jüt lifi maliyetinin uygun olması ve iyi fiziksel özelliklece sahip olması nedeniyle nonwoven teknolojisinde çok sık kullanılır. Kullanım alanları ;

• tafting yüzeylerde ara tabaka veya esas tabaka olarak

• yer kaplamaları için temel malzeme olarak

• döşemeliklerde dolgu malzemesi olarak


Jüt lifi oldukça rijit yapıya sahiptir. Basınç uygulanırsa şekil değiştirmez ve birbiri üzerinden kaymazlar. Fakat dezavantajları nem ve ısı etkisiyle lifin çürümesidir. Fakat buna rağmen sıkça kullanılmaktadır.

Tülbent oluşumu ve oluşan tülbendin kuvvetlendirilerek sabitlenmesi Öğeleri nonwoven yüzey eldesinin ana temasını teşkil etmektedir. Bu bağlamda kullanım alanı ve özelliklerine göre mevcut tülbent oluşturma ve sabitleme yöntemlerinden uygun olanı seçilerek nonwoven mamul elde edilmektedir.



PAMUK
Pamuk lifi yaş mukavemetinin yüksek olması ve kıvrımlı yapısından dolayı nonwoven ürünlerden özellikle temizieme alanında kullanılanlar için tercih edilebilmektedir. Fakat özellikle içermiş olduğu safsızlıklann çokluğundan dolayı ve bu safsizliklarin uzaklaştanimasında yaşanan problemlerden dolayı son dönemlerde kullanımı oldukça azalmıştır.

YÜN

Yün iifi dış yüzeyinin pullu olması sebebiyle keçeleşme özelliğine sahiptir.Yün lifi ile yapılan kumaşların daha hacimli olduğu bilinmektedir. Ancak yün lifiin maliyeti ve içerdiği yoğun safsızlıklar kullanımım sınırlandırmaktadır.


5. Dokunmamış Tekstil Yüzey Malzemeleri ve Tülbent Oluşturma Yöntemleri

Poliamid, poliester, polivinilklorid, polipropilen, polietilen gibi çeşitli polimerler hijyenik ürünlerin günümüzde hala araştırmaya açık olan temel uygulamalarındaki birçok malzemenin imalatında kullanılmaktadır.

Kuru serim: Bir tarama işleminin akabinde aşağıdaki yöntemlerden biriyle işlem devam ettirilir ve tülbent yüzey elde edilir.

Paralel serme:Tarak makinasının çıkışında oluşan tabakanın uzunlamasına yönde üst üste serilmesi işlemidir.

Çapraz serme: Liflerin birbiriyle açı yapar şekilde yerleşmesi için tülbendin çapraz serilmesidir.

Havalı serme: Tarama işleminden çıkan lifler hava akımıyla taşınır ve delikli davulun içine emilir.

Islak serme: Kağıt yapımına benzer bir yöntemdir. Liflerin suyun içinde dağıtılmasın,liflerin suların akıtıldığı delikli plaka üzerindeki hareketleriyle tülbent oluşturmaları izler.
Tülbendin kuvvetlendirilmesi(Sabitlenmesi):

Emdirme: Birleştirici madde tülbende banyo içerisinde uygulanır ve kurutulur.Kumaş katılığım dengelemek için adım adım uygulanmalıdır,

Sprev-Bağlama:Yapıştırıcı madde tülbent üstüne sprey olarak püskürtülür. Bu sayede tülbent sabitlenmiş olur.

Dokunmamış yüzeylerin imalatı üç safhada gerçekleştirilebilmektedir:

a) Çeşitli kimyasal katkıların ilavesi ile polimerlerin imali.

b) Tülbent imali.

c) Tülbentler kullanılarak dokunmamış tekstil yüzey imali

Dokunmamış tekstil yüzeyleri adından da anlaşılacağı gibi dokuma işlemi yapılmadan dört ayrı teknik ile imal edilmektedir. Dokunmamış tekstil yapılarının imalinden önce uzun ve tek ince iplikler küçük parçalar halinde kesilip stapel hale getirilir. Stapel elyaf hareketli bir konveyör üzerine gevşek bir şekilde istenilen gerginlikte biraz daha geniş bir alana yerleştirilir. Çeşitli yöntemlerle elyafın bağlanması sağlanır.

• Mekanik Olarak, İğneleme Metodu ile Lifler Arası Bağlantının Sağlandığı Dokunmamış Yüzeylerin Elde Edilmesi

İğneleme en eski dokunmamış yüzey elde etme tekniğidir denilebilir. Özetle açıklamak gerekirse:

Liflerin oluşturduğu örümcek ağı şeklinde kabarık örtü tabakası iki tambur arasından geçirilir. Bu sırada gevşek ve bağsız haldeki elyafın oluşturduğu örtünün kalınlığı boyunca iğneleme yapılır. Kancalı iğneler lifleri tülbentin bir yüzünden diğer yüzüne doğru hareket ettirerek karmaşık bir yapı meydana getirir, iğneleme esnasında gevşek bir halde olan Örtüyü oluşturan elyaf ve fılamentlerin bir kısmı iğnelere takılarak yukarı çıkar diğer bir kısmı yerinde kalır, iğnenin tekrar batması île lifler aşağı doğru çekilir, Bu şekilde liflerin ve İnce ipliklerin birbirine mekanik olarak bağlanması gerçekleştirilmiş olur, iğneleme işleminden sonra örtünün kalınlığı azalır.

Her bir iğne tabakası binlerce ince iğne uçlarından oluşur, iğne sayılarının azaltılıp
çoğaltılması ile dokunmamış tekstilin hacim ağırlığı ve sıkılığı kolayca ayarlanabilmektedir.
Dokunmamış tekstilin mekanik özellikleri lifler arasındaki sürtünmeye, tülbentin yoğunluğuna ve sıklığına, liflerin uzunluk ve birim hacim ağırlıklarına ve iğneleme hızına bağlıdır. Özellikle iğneleme yoğunluğunun (100 batış/cm2 veya 600 batış/cm2 gibi) dokunmamış tekstil yapışma etkisi çok büyüktür.

İğneleme ile elde edilen dokunmamış tekstil yapılarındaki bağlar esnek olduğundan deformasyon enerjisi oldukça yüksektir. Sonsuz elyafların kullanılması halinde daha kaliteli
ve özellikle çekme mukavemeti yüksek olan dokunmamış yüzeyler elde edilmektedir.

• Sıcaklık Tatbik Edilerek Bağlantının Sağlandığı Dokunmamış Tekstil Yüzeylerinin
Elde Edilmesi

Bu metotta, dokunmamış tekstil yapısında lifler arasındaki bağlantı ilave edilen termoplastik malzemelerin sıcaklık ve basınç altında eritilmesi ile sağlanır. Termoplastik malzemeler ısıl işlemden önce ve dokunmamış tekstilin kullanım amacına göre toz, iplik, film veya ağ şeklinde elyaf tülbentine ilave edilirler. Yapıştırıcı lif olarak Nylon 6, Kopoliamid, Polyester, PVA gibi maddeler kullanılır. Bu tip dokunmamış yüzeylerin nispeten daha düşük bir elastikiyete ve mukavemete sahip oldukları söylenebilir.

Termoplastik maddeler ilave edilmiş olan tülbent basınç altında sıcak silindirlerden
geçirilir veya fırın içinde ısıl işleme tabi tutulur. Her iki halde de amaç, lifleri değme
noktalarında yapıştıracak kadar yeterli bir sıcaklığın uygulanmasıdır. Tülbentteki tüm kısa lif
ve flamentlerin aynı erime noktasına sahip olmaları halinde yukarıda açıklanan ısıl işlem
metodu risklidir. Bu sebeple heterofilament ve benzeri çift bileşenli liflerin geliştirilmesiyle
sıcaklık uygulamalı dokunmamış yüzey elde etme tekniği daha çok önem kazanmıştır.

Heterofilament yüksek erime değerli bir polimer çekirdek ve etrafında ortak eksenli
daha düşük erime noktalı başka bir polimer ile sarılarak kılıf şeklinde meydana gelmiş çift
bileşenli bir filamenttir. Lifler arası bağlantının sağlanması, dış yüzeydeki polimerin fırında
daha düşük sıcaklıkla erimesi ile gerçekleşir.

Çift bileşenli ve heterofilament lifler, tek bir lif şeklinde birleşmelerine rağmen iki veya daha fazla çeşit polimerden oluşabilir. Heterofilament elyafta çekirdek veya öz tabakayı çepeçevre saran düşük erime sıcaklıklı dış tabakanın uygun sıcaklıkta erimesi sonucunda lifler bağlanmakta ve dokunmamış yüzey elde edilmektedir.

Merkezde düşük ısıda eriyen polimer kullanıldığında, içi oyuk fılamentler elde edilmektedir. Bu şekilde imal edilen dokunmamış yüzeyler su filtrasyonunda kullanılmaktadır.



• Kimyasal Yapıştırıcılar Kullanılarak Elyafların Birbirine Bağlanması İle
Bağlantının Sağlandığı Dokunmamış Tekstil Yüzeylerin Elde Edilmesi

Bu tip dokunmamış yüzeyler, genellikle iğneleme metodu ile elde edilen dokunmamış yüzeylerdeki lifler arası aderansı artırmak için iğneleme işleminden sonra kimyasal bağlayıcıların tatbiki ile elde edilir.

Elyaf tülbentine (web) veya iğneleme ile elde edilmiş dokunmamış yüzeye bir sıvı emülsiyon yapıştırıcı çoğu kez bir akrilik bağlayıcı daldırma, emdirme veya sprey yöntemleri şeklinde uygulanabilir. Bu uygulamadan sonra mevcut su kurutma ile giderilir. Kurutma işlemi bir fırın veya sıcak merdaneden geçirme şeklinde çabuklaştırılabilir. Kimyasal yöntem ile elde edilen dokunmamış yüzeylerin bağları rijit olduğundan uzama deformasyon enerjileri düşüktür, buna karşın aşınma dayanımı yüksektir. Bu metot ile elde edilen dokunmamış yüzeyler şifleri uniform olarak dağıldığından fıltrasyon uygulamalarında çok iyi sonuç verir.

• Eritilip Birleştirme (Spunbonded) Metodu ile Dokunmamış Tekstil Yüzeylerinin
Elde Edilmesi

Dokunmamış yüzey imalatının elyaf imalatı ile birleştirilmesi şeklinde kısaca tarif edilebilir. İmalatta, dokunmamış yüzeylerin ana maddesi olan polimerlerden en çok PP,PES veya PA kullanılmaktadır. Polimer imalatından dokunmamış yüzey imalatına kadar olan tüm işlemler bir defada yapılmaktadır. Bu metotla dokunmamış yüzey elde etme, eriyikten çekilen fılamentlerin bir taşıyıcı band üzerine yerleştirilmesi ve daha sonra yüzeylerin katılaşması şeklinde özetlenebilir. Liflerin birbirine yapışması böylelikle kendi kendine sağlanmış olmaktadır. Heterofilament ve çift bileşenli lifler bu metotla da kullanılabilmektedir. Elde edilen dokunmamış yüzeyler temel hijyenik ürünlerde oldukça fazla tatbik sahası bulmuştur.

%100 PES veya PP malzemeden yapılmış sonsuz fılamentler kullanılarak elde edilen dokunmamış yüzey bu metotta, fılamentlerin sıkılıp çekilmesi (extrusion) esastır. Kısa elyaf kullanılmasındakine karşın sonsuz fîlament kullanılması halinde daha yüksek yırtılma mukavemeti ve iyi sıklık özellikleri elde edilmektedir. PES 'in PP ile karşılaştığında bazı üstün özellikleri; daha yüksek şekil değiştirme modülü ve plastik akma stabilitesi, yüksek kopma mukavemeti, erime sıcaklığı 260°C olduğundan yüksek sıcaklıklara dayanım, depolamada önem kazanan ışığa karşı daha az hassasiyet, fıltrasyon ve drenajda bir avantaj olan daha iyi ıslanabilme özelliği şeklinde sıralanabilir.

6. Hijyenik Ürünlerin Uygulamaları Açısından Dokunmamış Tekstil Yüzeylerinde Dikkat Edilecek Özellikler
Dokunmamış yüzeylerde gerekli dikkat edilmesi gerekli şu iki ana özellik üzerinde durulmalıdır:

• fiziksel özellikler
• mekanik davranış
• kimyasal özellikler

Dokunmamış yüzeylerde dikkat edilmesi gereken bu iki ayrı özellik, dokunmamış yüzeylerin
imalinde kullanılan polimerlerin özelliğine ve dokunmamış tekstil yapışım oluşturan imalat tekniğine yakından bağlıdır. Ayrıca, dokunmamış tekstil yapılarının zehirli madde ihtiva etmemeleri de gerekir.
Fiziksel, mekanik ve kimyasal özellikler dokunmamış tekstil yüzeylerin cinslerine göre belli esaslara dayandırılarak yapılacak bir seri test programı ile tayin edilebilir. Bu testlerde uygulanacak metod ve işlemler dokunmamış tekstil yüzeylerin özellikle fiziksel, mekanik ve kimyasal davranışlarını etkilerler. Dokunmamış yüzeyler için uygulanacak standartların geliştirilmesi üzerinde hala çalışılmaktadır. Test metotlarının uluslararası bir standart ile birleştirilmesi için daha birkaç yıl harcanacağı gözükmektedir. Şimdiye dek önerilen birkaç farklı test metodu aşağıdaki tabloda ana başlıklar halinde özetlenmiştir.

Dokunmamış Tekstil Yüzeylerin Birim Alan Ağırlığı

Dokunmamış tekstil yüzeylerin en önemli özelliği gram/m2 birimi ile ifade edilen alan ağırlıdır. 250 gram/m2 değerinin altında olan tekstillerde hafif ağırlıklı tekstiller adı verilir. Örneğin dokunmuş tekstiller, iğneleme veya sıcaklıkla aderans kazandırılmış ince dokunmamış yüzeyler hafif ağırlıklı tekstiller sınıfına girerler.
Birim alan ağırlığı, dokunmamış tekstil yüzeylerinin diğer özellikleri ve fiyatı için bir gösterge ve iyi bir ölçü değeri olmaktadır. Dokunmamış yüzeylerin birim alan ağırlıklarının çekme mukavemetine etkisi olduğu kadar yırtılma ve zımbalama mukavemetine de etkisi vardır. Tekstil içinde saplanması için gerekli kuvvet tekstilin birim ağırlığı arttıkça artmaktadır. Ağır tekstillerin zımbalama ve ani yırtılmalara karşı mukavemeti daha fazladır.
Dokunmamış yapılı tekstillerin birim alan ağırlıkları arttıkça boşluk oranı ve kendi yüzeylerine dik yönde su geçirme kabiliyeti azalmaktadır. Dokunmamış yapılarda birim alan ağırlığı yanında tekstil ve polimerlerin relatif yoğunluklarının da dikkate almak gerekir. .
Dokunmamış Tekstil Yüzeylerinde Boşluk Oranı

Dokunmamış yüzeylerin uygulamalarında dikkate alınması gereken en önemli özelliklerden bir tanesi içindeki boşlukların oranı, dağılımı ve boyutlarıdır. Dokusuz yüzey ürünlerde kullanılan dokunmamış yüzey, suyu geçirdiği halde zemin taneciklerini hiçbir zaman geçirmemelidir. Dokunmamış bir yüzeyde boşlukların ölçüşü belli bir değer olarak değil belli bir aralık olarak alınır. Boşluk oranı veya boşluk dağılımı olarak adlandırabileceğimiz tanım ise zeminlerdeki tane dağılımına benzer bir şekilde ifade edilebilir.

Dokunmamış Tekstil Yapılarında Yüzey Pürüzlülüğü

Özellikle zemin ile dokusuz tekstil yüzeyleri arasında meydana gelen sürtünme kuvveti önem kazanmaktadır. Zemin ile tekstil yüzeylerinin arasında meydana gelen ve kaymaya karşı koyan bu kuvvet tekstil yüzeyinin pürüzlülüğüne yakından bağlıdır.Tekstil yüzeyin boşluk boyutları ile temas ettiği zemin tanelerinin birbirine yakın boyutta olması tekstil ile zemin arasında oluşan aderansı artırdığı tespit edilmiştir.

Kısa ve Uzun Süreli Uygulanan Çekme Gerilmeleri Altında Dokunmamış Yüzeylerin Şekil Değiştirmeleri

Dokunmamış tekstil yüzey örnekleri üzerinde yapılan çekme testleri ile, tekstil malzemelerinin çekme gerilmelerine karşı mukavemetleri ve uzama deformasyonların tayin edilebilir. Çekme testlerinde elde edilen sonuçlar testte kullanılan tekstil örneğinin boyutuna, test ortamındaki sıcaklığa, uygulanan çekme kuvvetindeki artma hızına v.b. etkenlere göre farklılık gösterir. Test örneklerinde dikkate alınacak boyutlar gerçek uygulamalar düşünülerek tespit edilirler, test örneklerinin eni, boyuna göre çok farklı olmamalıdır, aksi halde gerilme yığılmaları nedeni ile aşırı uzamalar ölçülerek gerçek sonuçlardan uzaklaşılır.

Polimerlerin viskoelastik malzemeler olduğuna dikkat edilirse, çekme testinde elastik
uzama ile birlikte sünme şekil değiştirmeleri de ölçülmesinin gerekliliği anlaşılır. Sıcaklık
artması ise sünme miktarını artırır. Bu sebeple, testte kullanılacak çekme örneklerinin enine
boyuna boyutlarının oranı en az iki olarak alınması ve çekme testlerinin normal sıcaklıkta yapılması önerilmektedir. Zira bu uygulamalarda tekstil yüzeye etkiyen yük süreklidir. Bu nedenle, bu tip aynı şiddetli ve sürekli olarak etkiyen yükleme durumları için süreli etkitilen çekme kuvveti altında tekstilin davranışı incelenmelidir. Uzun süre aynı yüke maruz kalacak tekstil uygulamalarında, tekstil yüzey kopmak ve projelendirme safhasında kabul edilen uzama limitlerim de aşmamalıdır. Uzun süre aynı yüke maruz kalacak uygulamalarda, tekstil malzeme seçimi için uzun süre aynı yük altında deformasyonları ölçülmek suretiyle tekstil örnekleri üzerinde sünme (creep) testleri yapılmalıdır. Aynı şiddetli bir sabit çekme kuvvetinin etkisi altında tekstil yüzeylerin zamanla uzama deformasyonlarının arttığı söylenebilir.

Su Geçirimliliği

Dokunmamış yüzeylerde hijyenik ürünlerde kullanılan diğer tekstil yüzeyler gibi kendi düzlemlerine dik yönde gelen su akımını geçirirler. Su geçirimlilik özelliğinin belli bir dokusuz tekstil yüzey için Darcy Kanunu'na tabi olduğu söylenemez ve bu sebeple belli bir katsayı ile ifade edilmemektedir. Bu tekstil yüzeyinin içindeki su akımının laminer olmamasından kaynaklandığı şeklinde izah edilebilir.
Dokunmamış yüzeylerdeki su geçirgenlik kabiliyeti, dokunmamış yüzeyin kalınlığına boşluk oranına ve yüzeye dik yönde etkiyen yükün şiddetine bağlıdır. Bu yüzeylerdeki su geçirgenliği, belli bir su basıncı altında bir metrekarelik tekstil yüzeyin içinden geçen su akışının hızıdır şeklinde tanımlanmaktadır. Su geçirgenlik birimi olarak litre/saniye/m2 kullanılmaktadır. Su geçirimlilik testinde kullanılan su basıncı ise genelde 10 cm su sütunu basıncına eşdeğer olarak alınır.

Dokunmamış tekstil yüzeylerinde, herhangi bir basınca maruz kalmadığı durumlar için ve 10 cm su sütunu altında yapılan test sonuçlarına göre tipik bir su geçirgenlik değeri olarak 200 litre /saniye/m3 değeri verilebilir. Artan basınç geçirilmesi altında dokunmamış tekstil yüzeylerde su geçirimliliği, dokunmuş yüzeylere göre daha hızlı azalmaktadır. Bu nedenle, bu tip aynı şiddetli ve sürekli olarak etkiyen yükleme durumları için süreli etkitilen çekme kuvveti altında tekstilin davranışı incelenmelidir. Uzun süre aynı yüke maruz kalacak tekstil uygulamalarında, tekstil yüzey kopma limitlerini de aşmamalıdır. Tekstil yüzeylerin kopması, yapının da yük taşımayarak tamamen çökmesine sebep olabilir. Uzun süre aynı yüke maruz kalacak uygulamalarda, tekstil malzeme seçimi için uzun süre aynı yük altında deformasyonları ölçülmek suretiyle tekstil örnekleri üzerinde sünme (creep) testleri yapılmalıdır. Aynı şiddetli bir sabit çekme kuvvetinin etkisi altında tekstil yüzeylerin zamanla uzama deformasyonlarının arttığı söylenebilir.



Dokusuz Yüzey Testleri

Test/Analiz
Adı Kullanılan Standart Metot Kullanılan Ekipmanlar
Kopma Dayanımı ASTM D 5034
ASTM D 5035
TS EN 29073-3:96
ISO 9073-3:89 Üniversal Mukavemet Cihazı
Yırtılma Dayanımı TS EN 29073-4:96
ASTM D 5733:95
ASTM D 5734:95
ASTM D 5735:95
ISO 9073-4:97
BS EN ISO 9073-4:97 Üniversal Mukavemet Cihazı
Eğilme Dayanımı ASTM D 5732:95
ISO 9073-7:95 Katılık (Eğilme Dayanımı)
Birim Alan Ağırlığı ASTM D 6242:98
ISO 9073-1:89 Gramaj Kesme – Hassas Terazi
Kalınlık ASTM D 5729:97
ISO 9073-2:95 Kalınlık Tayini
Isı Yalıtım Katsayısı BUTAL FM 14 Isı Yalıtım Cihazı
Elektrostatik Özellik BUTAL FM 19 Statik Elektrik Ölçüm Cihazı

Nemli Temizleme Bezleri ve Pedler

Nemli temizleme bezlerinin mükemmel koruyucu, ambalajlama ve atılabilme kolaylığı ve özelliklede kullanım kolaylığı, hızlı talep artışının başlıca nedenleridir. Kullanılan orijinal türleri önceleri kağıt dokudan yapılmasına karşın günümüzde, yüksek hacimli nonwoven kumaşlardan yapılmaktadır. Nonwoven kumaşların avantajı yüksek emme ve tutma kapasitesinin yanında daha mukavemetli olmalarıdır.

Özel bitimli kumaşlar genellikle medikal alanda kullanılır. Örneğin temizleme bezleri, makyaj öncesi cilt temizleme bezleri kabarıkları, yanıkları, hemoroiti önlemek ve el temizliğinde kullanılır.


Medikal müdahalelerde, perilerin büyük olması çok önemli değildir. Örneğin enjeksiyon öncesi veya kan nakli öncesi cildin tamamen temizlenmesi için alkolle ıslatılmış küçük bir ped yeterlidir. Kağıt doku ile kıyaslandığında nonwoven kumaşlardaki talep artışının nedeni, kolay kullanım ve konfor özellikleridir.


Nonwoven kumaşlardan yapılmış hijyen ürünlerinin , uluslar arası özellikleri olmamasına karşın, tekstil ürünlerinde tüketicinin talep ettiği gerilme dayanımı, uzama, ıslak mukavemet, yırtılma dayanımı veya patlama dayanımı gibi kriterleri kumaş oluşumunda göze almak durumundadır. Bitmiş ürün steril olarak ambalajlanmalıdır veya alternatif olarak müşteri ürünü sıcak hava veya buharla sterilize etmelidir. Düşünülmesi gereken diğer kriterler, hava ve su geçirgenliği, absorbansı, aşınma direnci, bükülme gibi özelliklerdir. Ayrıca tasarımda kullanım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.



Yüz Maskeleri

Basit yüz maskeleriyle hijyenik koşulları sağlamak mümkündür. Yaş çekim, kuru çekim veya emdirme ile katlanmış veya şekillendirilmiş nonwoven kumaşlardan yapılır. Burnu ve ağzı kapatırlar. Maskenin takılmasını sağlayan şeritlerde aynı veya benzer materyallerden yapılır. Ya üretim esnasında ya da daha sonra dikilerek maskeye birleştirilirler. Efektif maskeler enfeksiyon yayılmasını önlemede yüzde 85 İle yüzde 99 arasında etkilidir. Çok iyi bir filtre tabakasıyla efektiflik derecesi kazandırılır. Bu tabaka ekstra cam lifleri veya iyileştirilmiş tekstil liflerinin her iki tarafının konvensiyonel nonwovenlar ile kaplanmasıyla oluşturulur. Lifin kalınlığı yaklaşık 10 milimikrondur ve orta tabakanın gramajı 10 ile 100 g/m2 arasındadır. Bu değer üretim metoduna, vatka yapışma, lifin kesit şekline ve elektrik yüküne bağlıdır.

Polipropilen, polistiren, polikarbonat ve diğer polimer lifleri cam liflerinden daha uygundur. Bunlar spun-bond vatkalarından veya solventlerden elektrostatik çekimle yapılır. Son metot düşük gramajlı vatkalarda yüksek efektiflik derecesi sağlayan kabul edilebilir üniform bir vatka yapışı oluşturur. Aynı yapıyı oluşturmak için henüz başka bir yöntem bulunamamıştır.

Sentetik lifler yüksek çalışma dayanımları yüzünden bozulmaya dirençlidir. Bu nedenle hassas çalışmalarda, örneğin gaz maskeleri ve soluk alıp verme aparatları için uygundur. Solunan havanın kirlenme riskini ortadan kaldırırlar. Endüstriyel kullanımlarda hava tozdan arındırılmış olmalıdır. Bunu sağlamak için maske yüzü uygun olarak kapatacak şekilde ve elastik olmalıdır.

Hava direnci mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı ve efektiflik yüksek olmalıdır. Koruyucu kaskların soluk alıp verme filtresi içinde ayni ifade geçerlidir. Orta derecede iyi ve kompozit sentetik liflerden üretilmiş nonwovenlardan elde edilen soluk alıp verme ve yüz maskeleri için yakın gelecekte daha ilginç ve yeni kullanım alanlarının bulunacağı tahmin edilmektedir.

Hoşgeldiniz!

Merhabalar arkadaşlar.
Tüm tekstil mühendisleri öğrencilerinin ortak sorunu web üzerinde düzenli olarak güncellenen mesleki bir kaynak sitelerinin olmamasıdır. Bu siteyi kurarak bu probleme bir çözüm getirme amacındayız. Sitemiz bizler ve en önemlisi sizden gelen ödev, makale ve çalışmalar ile güncellenmekte ve kaynak sorunu giderilmektedir.
Eğer sizde ödevleriniz bu sitede kendi isminiz belirtilerek yer almasını istiyorsanız. Lütfen bize ulaşın. Ödevinizi adınızı ve bölümünüzün yazılı olduğu bir e postayı debreceni_mayor@mynet.com adresine gönderin, biz de ödevinizi birkaç gün içerisinde yayınlayalım. Katılım ve katkılarınızı bekliyoruz...