tekstil sektöründe standartlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tekstil sektöründe standartlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk Tekstilinin Dünyadaki Yeri



Son yıllarda AB’de teknik tekstil ile kaliteli ve markalı ürünler haricindeki üretimin, işgücü maliyetinin daha düşük olduğu ülkelere kayma eğilimi gözlenmektedir. Türkiye hazır giyim ihracatının yüzde 83’ünü (DTÖ verilerine göre) AB’ye yapmaktadır. 1990 yılında imzalanan Gümrük Birliği Antlaşması’nın Türkiye’nin AB’ye olan ihracatında rolü olmuştur. Türkiye tekstil ve konfeksiyon ürünleri ihracatında AB ülkelerini geleneksel pazar olarak ifade etmektedir. Türkiye’nin en fazla tekstil ürünü ihraç ettiği ilk beş ülkeden (Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa) dördü AB üyesidir. Diğer yönden 2000 yılı itibariyle AB’ye yönelik tekstil ürünleri ihracatında Gümrük Birliği öncesine oranla yüzde 32 oranında, konfeksiyon ürünleri ihracatında ise yüzde 19 oranında artış görülmektedir. AB ülkeleri Çin’de hazır giyim tedarikçileri arasında Çin 1. sırada Türkiye ise ikinci sırada yer almaktadır. AB’nin ithalatında da Çin’in artan derecede önemi vardır. Almanya bu sektörde Çin piyasasındaki en büyük tedarikçi ülkedir. AB’nin ihracatının beşte ikisi bu ülke tarafından Çin ’e yapılmaktadır. Almanya’yı; İtalya, İngiltere, Fransa ve Hollanda izlemektedir.

Tekstil Sektörünün Yapısı

Türk tekstil sektörü teknoloji düzeyi,ekonomik etkinliği ve sosyal etkileşimi itibariyle ülkenin önde gelen sosyoekonomik faaliyet alanlarından biri. Sektörün bu konumunu önümüzdeki yirmi yıl boyunca koruması, hatta geliştirmesi bekleniyor. Tekstil sektörümüzün ürün kalitesi ve üretim teknolojisi çağdaş dünya standartlarında. Üretimin yaklaşık yüzde 75’i on yaşından daha genç makine ve teçhizatla gerçekleştiriliyor.

Tekstil sektörü ülkede yaratılan katma değerin 1/10’undan, ülke ihracatının 1/3’ünden fazlasını gerçekleştiriyor. Tekstil ve hazır giyim sektörünün imalat sanayi içindeki katma değer payı ise 1/6.

Diğer taraftan, tekstil sanayi teknoloji ve girdiler açısından önemli ölçüde diğer sektörlere bağımlı. Sektörün önemli girdilerinden olan pamuk üretimi tarım sektörünün; sentetik hammaddelerin ve tekstil terbiyesinde kullanılan boyar maddeler ve kimyasalların üretimi kimya sanayinin faaliyet alanına giriyor.


Bugün Türkiye’de 40,000 firmanın tekstil ve konfeksiyon sektöründe faaliyette bulunduğu tahmin ediliyor. Bu işletmelerin yüzde 90’ından fazlasını KOBİ’ler oluşturuyor ve bu firmalar fason üretimde bulunuyorlar. Konfeksiyon sektöründeki işletmelerin tamamına yakınını KOBİ’ler oluştururken tekstil sektörü ağırlıklı olarak büyük ölçekli firmaların elinde bulunuyor. Faaliyette bulunan 40,000 firmanın yüzde 25’i aktif ihracatçı ve sektör, genel ihracatımızın yüzde 37’sini oluşturuyor.

Türkiye’deki iplik makinelerinin bölgeler itibariyle dağılımına bakıldığında makinelerin GAP ve Marmara bölgelerine yoğunlaştığı görülüyor. GAP Bölgesi, gerek ring gerek open-end iplikte en fazla kapasiteye sahip yöre. Ring’de iğlerin yüzde 26’sı, open-end’de rotorların yüzde 55’i GAP yöresinde bulunmaktadır. GAP yöresini sırasıyla Marmara, Akdeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgesi izliyor. Toplam iplik kapasitesi içinde (ton X ne cinsinden) open-end ipliğin payı GAP yöresinde yüzde 54, Ege Bölgesi’nde yüzde 27, Marmara Bölgesi’nde yüzde 25, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde yüzde 21’dir. Toplamda ton X ne cinsinden kapasitenin yüzde 38’i GAP, yüzde 23’ü Marmara, yüzde 15’i Akdeniz, yüzde 12’si İç Anadolu, yüzde 10’u ise Ege Bölgesi’nde bulunuyor.

Türkiye için gerek istihdam gerekse ihracat açısından son derece önemli olan Türk ekonomisinin itici ve lokomotif gücünü oluşturan bu sektöre ilişkin diğer çarpıcı rakamlar kısaca aşağıda veriliyor:

-Tekstil-Konfeksiyon sektörü Türkiye GSMH’nin yüzde 12’sini (tekstil yüzde 7.5, konfeksiyon yüzde 4.5),
-İmalat sanayi üretiminin yüzde 18 ini,
-İmalat sanayi istihdamının yüzde 40’ını,
-Toplam ihracatın yüzde 40’ını sağlıyor.
-Ülkemizdeki sanayi işgücünün yüzde 20’den, toplam işgücünün de yüzde 10’dan fazlasını sağlıyor. Hazır giyim sektörü 2.5 milyonun üzerinde çalışanı ile toplam istihdama yüzde 21’lik katkı, 10 milyon kişiye geçim olanağı yaratıyor.
-Türk Tekstil sanayi bugün dünyada 13. sırada, Hazırgiyim sektörü ise 6. tedarikçi durumunda
-Türkiye, tekstil-konfeksiyonda Avrupa Birliği (AB)’nin Çin’den sonra ikinci büyük tedarikçisi konumunda.
-Dünyanın 6. büyük pamuk üreticisi olan Türkiye, GAP’ın tamamlanmasıyla pamuk üretimini ikiye katlayarak hammadde sorunu yaşamayacak.
-Türkiye ring sistemde dünyanın en büyük kapasiteye sahip ülkeleri arasında 7. sırada, Open-end sistemde ise 4. sırada yer alıyor.

Ödevi Hazırlayan:

Emrah köroğlu / Ege Üniversitesi - Tekstil Mühendisliği.




16 Şubat 2010 Salı 1 yorum




TEKSTİL SEKTÖRÜNDE STANDARTLAR



I- Yeşil nokta
Yeşil nokta, Alman Çevre Bakanlığı tarafından 1991 yılında uygulamaya konulmuştur. Temel amacı, tekrar kullanılabilecek ambalaj malzemelerinin toplanmasını temin etmektir (5).1993 yılında, Almanya'da yürürlüğe giren bir kanunla, ticari kuruluşlar ambalajlarını geri almak zorundadırlar. Yeşil Nokta, orijinal adı "Der Grüne Punkt", sadece Almanya pazarı için zorunluluktur ve Almanya'ya ambalajlı ürün satan her ihracatçı, malın ambalajını geri almak mecburiyetindedir. Eğer bunu sağlayamıyorlarsa, ambalajın geri toplanması için kurulan şirketlerle anlaşıp, Yeşil Nokta'yı almak zorundadır. Bu işlemlerin (ambalajların tasnif ve toplanması) finansmanı da Yeşil Nokta vasıtasıyla gerçekleşmektedir (6).
Yeşil Noktaya sahip olmak için şu hususlara uyulması şarttır;
• PVC atık kullanımı yerini PET alacaktır.
• Strofor kullanımı yerine karton parçalar ikame edilecektir.
• Tek malzemeli ambalajlardan (bileşik ambalajlar) kaçınılacaktır.
• Bileşik ambalajlarda malzemelerin, geriye atık kalmayacak şekilde, problemsiz ayrılması sağlanmalıdır.
• Tüm plastikler işaretlenmelidir
• Zehirli (toksik) baskı mürekkeplerinin (örneğin; gümüş, bronz ve altın renkleri için ağır metal bileşikleri) kullanılması yasaklanmıştır.
Almanya'ya ihracat yapan firmalar, ürünlerinin ambalajlarını geri almıyorlarsa, aşağıdaki firmalarla temas kurabilirler.
1- Interserdi AG Markenverband - Her türlü ambalaj malzemesi
2- Resy GmbH - Karton ve kağıt
3- Duals System Deutschland Grub - Her türlü ambalaj malzemesi
Yeşil Nokta uygulamasına Almanya dışında Fransa ve Belçika'da da başlanmıştır.
II- Araştırma
1998'in Ocak ayında tekstilin iplik ve dokuma grubunda, İstanbul'da faaliyet gösteren ihracatçı sanayicilerle, tesadüfi örnekleme ile bir çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmaya katılan firmalar arasında yapılan değerlendirme sonucu uygun görülen 41 firmanın üretim ve ihracatlarında uyguladıkları standartlar, karşılaştıkları sorunlar, test laboratuarlarının durumu (yeterlilik ve kabulleri), performansları.. vs araştırılmıştır. Aynı araştırma, yine aynı firmalarla, Mart 2001'de tekrarlanmış, ancak bazı firmalarla temas kurulamamıştır. Ulaşılabilen 30 firma üzerinde yapılan yeni çalışmada, geçen 3 yıllık süre içerisindeki değişimler saptanmış, değişmeyen birçok görüş ve bilgilerin de eski bilgileri tekrar onayladığı anlaşılmıştır. Tüm bu bilgileri özetle sunuyoruz.
A- Faaliyet alanları değişikliği
Firmaların % 20'si ya ihracatı bırakmış veya devretmiş veya aynı isimle konfeksiyona dönmüş, ya da yan kuruluşlar kurarak plastik/kauçuk imalatına girmiş veya sadece boya, iplik, kumaş ithal edip onları satmaya başlamıştır.
B- İhracatın Yöneldiği Ülkeler
Firmalara 3 yıl önce ihracatı gerçekleştirdikleri ülkeler sorulduğunda; % 76'sının AB'ye, % 24'ünün diğer ülkelere ihracat yaptığı ifade edilmişti. Bugün ise firmaların % 80'i yine AB'ye (Almanya, İngiltere ve Fransa öncelikli), kalan % 20'si ise diğer ülkelere ihracat yapmaktadır. Diğer ülkeler arasındaki yeni ilavelerde ABD önemli bir yer tutmaktadır.
C- Standartlar
Üç yıl önce, üretimlerine yönelik bir uluslararası veya ulusal standart belgesi almamış firmalar sorunları olmadığını savunmakta ve "İthalatçı firmaların her istediklerini yapıyoruz veya onlar bizim adımıza testleri, işlemleri,.. vs yapıyorlar" demekteydiler. Bu durumun belirli bir süreç için geçerli olduğu, çünkü bütün eğilimlerin ve gelişmelerin belge alınmasını zorunlu hale getireceği ve yaptırımlar geleceği firmalara iletilmesine rağmen, firmalar "belgesiz de olunabiliyor" görüşündeydiler. Üç yıl önceki firmaların % 4,8'i "Eko Teks 100" belgesi almışken, bu gün bu soruya yanıt veren firmaların % 60'ı bu standardı almış bulunmaktadır.
AB'de halen geçerli olan diğer standartların durumu ise aşağıda belirtilmektedir.

1998 Ocak 2001 Mart
ISO 9001 % 14.6 ISO 9001 % 26.6
ISO 9002 % 2.4 ISO 9002 % 10.0
ISO 14000 % 2.4 ISO 14000 % 3.3



Yakın bir gelecekte tüm Uluslararası Kalite Standartlarının ISO 14000 Çevre Standartları içinde toplanması gerektiği hususunu, bütün firmalar onaylarken, geçen üç yıl içersinde, bu konuda pek fazla olumlu gelişme sağlanamamış, sadece iki firma ISO 14000 için hazırlık çalışmalarına devam ettiklerini ifade etmişlerdir.
D- Laboratuarlar
Tekstil sektörünün, özellikle iplik ve dokuma grubunda üretim ve ihracat yapan firmalardan, laboratuar testleri ve uygunluk değerlendirmeleri talep edilmektedir. Firmalar bu amaçla "yerli", "yabancı" veya "kendi laboratuar"larını kullanmaktadırlar. Bir firmanın sadece tek bir laboratuardan yararlanması sözkonusu değildir. Yerli laboratuarlar arasında kabul görende vardır, yetersiz olanda. Uluslararası kabul görenlerin sayısı çok azdır. Geçen 3 yıllık süre içinde laboratuar faaliyet alanları ve sayıları konusunda önemli bir değişiklik olmamıştır. Ancak bu süreçte 2 firma daha kendi laboratuarlarını tesis etmiş bulunmaktadır. Yerli laboratuarlar arasında en çok "İTÜ Laboratuarı", yabancı laboratuarlar arasında da "İngiliz INCHCAPE" laboratuarı tercih edilmektedir.
E- Etiketleme ve ambalaj
Firmaların üç sene önce % 71'i, bugün ise % 80'i çevre etiketleme sistemlerinden yararlanarak ekolojik etiketleme ve ambalajlama yaptıklarını ifade etmişlerdir. Ekolojik etiketleme yapan firmaların % 70'i "Yeşil Nokta"yı kullanmaktadır. Ayrıca firmaların, Yeşil Nokta'nın dışında uydukları sistem ve kurallar başlıklar halinde aşağıda belirtilmektedir.
• Üzerinde dönüşüm işareti olan hazır ambalaj almaktadırlar.
• Eko Teks 100'e uygun ambalajlama yapmaktadırlar.
• Dönüşümlü kağıt ve karton koli kullanmaktadırlar.
• Metalsiz etiketleme yapmaktadırlar.
• Barkotlar yurt dışından gelmektedir.
• Şeffaf bandrol kullanılmakta ve dönüşüm vergisi de ödenmektedir.
• İthalatçı firma herşeyini hazırlamaktadır.
• Dönüşümlü olması kaydıyla naylon da kullanılmaktadır.
• Siyah etiket kullanılmaktadır.
• Kanserojen maddeleri ihtiva etmediğini gösteren işaretler kullanılmaktadır.
• Anti-nikel fermuar kullanmakta ve nikel içermediğine dair de işaret kullanılmaktadır, vb.
F- Standardizasyon'un geliştirilebilmesi için firmaların görüşleri
Uluslararası Standardizasyon Sistemlerinin Türkiye'de yaygınlaştırılabilmesi konusunda firmaların önerileri istenmiştir. Konunun önemini kavrayıp kalite sistemi belgesini alan, almayı düşünen veya konuya değişik bakış açıları olan tüm firmaların görüşleri ve yorumları sadece araştırmamızda yer alan sektör için değil, tüm ihracat yapan sanayi sektörlerinin geleceği bakımından önem arzetmektedir.
1- Eğitim programları önerileri;
a) Genel eğitim
• Standardizasyon konusundaki seminerlere yoğunluk kazandırılmalı ve üretici bilinçlendirilmelidir (Özellikle; AB Normları, uluslararası standartların ne şekilde temin edileceği, güvenilir danışmanlık adresleri, vs.).
• İhracatçıya, düşünce, kültür farklılıkları olan ülkelere ihracatın nasıl yapılacağı en ince detayları ile anlatılmalıdır.
• Kalite standartlarının gerekliliği ve getirileri anlatılmalıdır.
b) Firma içi eğitim
• İhracatçı firmalar; toplam kalite yönetimi, verimlilik, iş disiplini, yeniliklerin takibi, vs. konularında elemanlarını eğitmelidir.
• Ayrıca, ihracatla ilgilenen bütün kurumlarda çalışanlar "hizmet içi" programlarla bilinçlendirilmelidir.
2- Güvenilirlik
• "Kendi akreditasyonunuzu nasıl kabul ettireceksiniz? "Güvenilirlik" en iyi imaj, sağlanırsa yaygınlaşabilir." denmektedir.
3- İşlemlerin kolaylaştırılması
• Bürokrasinin azaltılması gerekmektedir (Örneğin; bazı standart işlemleri için 4 ay sonrasına randevu veriliyor).
• ISO 9000'in dokümantasyon işleri çok fazla ve teferruatlı olup, azaltılması yoluna gidilmelidir.
4- Devlet desteği ve yaptırımlar
• Devlet akreditasyonu sübvanse etmelidir.
• KOBİ'lere yönelik devlet yardımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
• ISO'nun girmesi şartlar ne olursa olsun gerekli. Dış müşteriler bunu istiyor. Teşvik ve mecburiyet getirilmelidir.
5- Denetlemenin önemi
• Belgeli firmaların ciddi biçimde denetlenmesi zorunludur.
• İmalatçı-ihracatçıların tek bir kontrol sistemi ile ihracat yapmalarına olanak sağlanmalıdır.
• Denetim faaliyetleri güncelleştirilerek, uygulamaya konulmalıdır.
• Denetleme kurumları konusunda firmaların endişeleri devam ediyor. Oysa ithalatçı firmaların denetleme kurumlarının bizden çok daha mükemmel çalıştığı ifade ediliyor. Hatta ihracatçı firmaların üretim yerleri, ithalatçı firmaların müfettişlerince ani ve habersiz baskınlar şeklinde bile denetlenebiliyor. Her kademedeki personel sorgulanabiliyor, çevre koruyucu tüm tedbirlerin alınıp alınmadığı sıkı takip edilerek, tespit edilen eksiklikler giderilene kadar firmadan ürün alınmıyor.
G- Firmaların sorunları ve beklentileri
• Çalıştıkları boyahanenin ISO 9002 belgesi olmasına rağmen, kumaşta defo ve hataların hiç eksik olmadığını belirten firmalar "ya belge yanlış, ya sistem yanlış" demektedirler. Bir hususu da belirtmek gerekir ki, sadece hatalar bizde değil, AB ülkelerinde de ortaya çıkmaktadır. Nitekim, Fransa, İtalya ve Almanya`dan kumaş ithal etmekte olan bir firma standard belgesi onaylı olmasına rağmen 2500-3000 metre kadar kumaşın defolu çıktığını beyan etmiştir.
• Yerli, yabancı veya firma laboratuarlarının tarafsız kurumlarca denetlenmesi, firma içi kalite kontrol laboratuarlarının yaygınlaştırılabilmesi için yaptırımlar getirilmesi gerekliliği, yetkili ve uzman kadroların buralarda çalıştırılmasının şart koşulması dile getirilmiş ve sistemlerin güvenilirliği konusunda. endişelerin giderilmesinde TÜRKAK'a (Türkiye Akreditasyon Konseyi) önemli görevler düştüğü ve uluslararası güvenilirlik ve tarafsız denetleyicilik konularında odaklaşılması gerekliliği ifade edilmiştir.
• AB'ye yapılan ihracatta uygulanan kalite standartlarının diğer 3'üncü ülkelere de uygulanabilirliği konusu firmalarca büyük önem arzetmektedir. Standart ürün politikalarıyla maliyetten ve zamandan tasarruf edebildiklerini, özellikle zor bir ekonomik süreçten geçtiğimiz şu günlerde bu konunun daha da önem kazandığını belirtmişlerdir.
• "Patent haklarımızın arkasında sektörü koruyacak bir güç oluşturulmalıdır. Bu konuda büyük haksızlıklara uğramaktayız, bizim çaldığımız bile söylenebiliyor" denmektedir.
• Gümrüklerle ilgili sıkıntıları aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür.
Firmalar;
- Tek beyanname usulünde zorlandıklarını, 6 ayrı kuruma beyanname sureti verdiklerini, beyannamenin noter tastikli olması gerekmesinin ise ek maliyet getirdiğini,
- Gümrük muayene ve işlem süresinin erken bittiğini, gümrüklerde günlük çalışma saatlerinin arttırılması gerektiğini,
- Gümrüklerde farklı uygulamalar olduğunu, biran önce tüm işlemlerin standardize edilmesi gerektiğini,
belirtmişlerdir.
• Teşvik belgesi, diğer bir ifade ile Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) ile ithalat yapan bazı firmalar, sektörde bu belgeleri yanlış kullananlar yüzünden lider sektörün prestijine olumsuz görüş ve gölge düşürüldüğünü dile getirmektedirler.
• Özellikle ABD'ye yapılan ihracatta, yıl sonuna doğru yaşanan "kota" problemi güncelliğini korumaya devam etmektedir.
Kaynakça
Ergün, Özden (1996), Avrupa Birliği’nde Ekolojik Etiketler ve Ekolojik Tekstil Ürünleri, İGEME, 5-14-18-21-22, Tekstil Ürünleri.
Uluslararası Ekolojik Tekstil Tarama Konferansı (1996), Sonuç Bildirgeleri, (13-17 Mayıs), S.1.
Dedeoğlu, Ayla Özhan (1997), “Uluslararası Pazarlarda ISO 14000 Çevre Standartları”, Pazarlama Dünyası, Yıl=11, Sayı=65, (Eylül-Ekim), S.19.
Gümrük Birliği Sürecinde Hazır Giyimde Standartlar Kalite ve Çevre (1996), Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı, Yönetmelik ve Tebliğler, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri, İstanbul, S.9.
Önce Kalite Dergisi (1996), Kal-Der Yayını, Yıl=4, Sayı=18, İstanbul, S.47.
Dünya Ticaretindeki Gelişmeler (1996), İGEME, Araştırma ve Geliştirme Başkanlığı, (Kasım), S.170-171

4 Ocak 2010 Pazartesi 0 yorum

Hoşgeldiniz!

Merhabalar arkadaşlar.
Tüm tekstil mühendisleri öğrencilerinin ortak sorunu web üzerinde düzenli olarak güncellenen mesleki bir kaynak sitelerinin olmamasıdır. Bu siteyi kurarak bu probleme bir çözüm getirme amacındayız. Sitemiz bizler ve en önemlisi sizden gelen ödev, makale ve çalışmalar ile güncellenmekte ve kaynak sorunu giderilmektedir.
Eğer sizde ödevleriniz bu sitede kendi isminiz belirtilerek yer almasını istiyorsanız. Lütfen bize ulaşın. Ödevinizi adınızı ve bölümünüzün yazılı olduğu bir e postayı debreceni_mayor@mynet.com adresine gönderin, biz de ödevinizi birkaç gün içerisinde yayınlayalım. Katılım ve katkılarınızı bekliyoruz...